Perdenin Ardındaki Karanlık: Kime Sunulan Çocuklar, Kimin Adına Kurulan Düzen?
Dünya bir süredir Epstein dosyasıyla meşgul. Medya, siyaset, akademi ve sosyal ağlar aynı sorunun etrafında dönüyor: “Nasıl olur?”
Oysa asıl soruyu sormuyoruz: “Kimin adına?”
Ben bu meseleye bir suç hikâyesi olarak bakmıyorum. Bu, münferit bir sapkınlık da değildir. Bu dosya; insanlığın, özellikle de çocukların, küresel bir karanlığa kurban edildiği bir sistemin vitrinidir.
Adalar…
Ayinler…
Gizli partiler…
Dokunulmaz isimler…
Ve dikkat çekici bir gerçek:
Bu çürümüş yapının içinde Müslümanlar yoktur.
Bu karanlık çember; kendini “elit”, “aydın”, “ilerici” ve “dünyayı yöneten akıl” olarak tanımlayanlardan oluşur. Aslında onlar bir tercihte bulunmuştur: Allah’a değil, nefsin ve karanlığın tanrısına biat etmişlerdir.
Bu, insanın Allah’a açtığı kadim bir savaştır.
Kur’an bize tarih boyunca değişmeyen bir hakikati öğretir:
Zulüm, sadece şekil değiştirir. Ruh aynı ruhtur.
“Zulmedenler, nasıl bir inkılapla devrileceklerini yakında bileceklerdir.”
(Şuarâ, 227)
Cahiliye döneminde çocuklar diri diri gömülüyordu. Bugün toprağın altına değil belki; kamufle edilmiş eğlence, güç ve haz düzenlerinin içine gömülüyorlar.
Firavun, Musa korkusuyla bebekleri katlediyordu. Bugün ise korku; hakikatin uyanışındandır.
Peki soralım:
Bu çocuklar kime sunuluyor?
Bu........
