Ekranlar Kadını ve Erkeği Yeniden mi Tasarlıyor? |
İnsanlık tarih boyunca savaşlar gördü, ekonomik krizler yaşadı, büyük yıkımlarla karşılaştı. Ancak bugün yaşadığımız süreç, belki de tarihin en sessiz dönüşümüdür. Çünkü artık değişen sadece şehirler, teknolojiler ya da yaşam biçimleri değil; insanın bizzat kendisidir.
Özellikle son yıllarda toplumun temel yapı taşları olan kadınlık ve erkeklik algısı büyük bir dönüşüm geçiriyor. Üstelik bu dönüşüm çoğu zaman açık açık değil; dizilerle, reklamlarla, sosyal medya akımlarıyla, dijital platformlarla ve popüler kültür üzerinden sessizce gerçekleştiriliyor.
Bugün artık çocuklarımızı sadece aileler büyütmüyor. Telefon ekranları, dijital platformlar, influencerlar, diziler ve algoritmalar da büyütüyor. Hatta çoğu zaman gençler annesinden, babasından ya da öğretmeninden daha fazla zamanı ekranlarla geçiriyor. Hal böyle olunca, karakter inşası da doğal olarak dijital dünyanın eline bırakılıyor.
Bir dönem toplumlarda aile kavramı fedakârlık, sorumluluk, sadakat ve emek üzerinden şekillenirdi. Şimdi ise ilişkiler büyük ölçüde “gösteri kültürü” üzerinden yürütülüyor. İnsanlar artık yaşamak için değil, paylaşmak için yaşıyor. Birçok ilişki samimiyet üzerine değil; görünür olmak üzerine kuruluyor.
Daha da dikkat çekici olan ise modern dijital kültürün kadın ve erkek figürlerini sürekli yeniden tanımlamaya çalışmasıdır.
Bugün ekranlara baktığımızda erkek karakterlerin ya aşırı öfkeli, saldırgan ve sorumsuz; ya da tamamen kimliksiz, kararsız ve edilgen şekilde işlendiğini görüyoruz. Kadın karakterler ise çoğu zaman yalnızca dış görünüş, tüketim, özgürlük söylemleri ve bireysel haz üzerinden tanımlanıyor. Elbette burada bütün yapımları aynı kefeye koymak doğru değildir. Ancak genel kültürel akışın hangi yöne doğru ilerlediğini görmek için uzun uzun analiz yapmaya gerek yok.
Toplumun doğal dengesi mi değişiyor, yoksa yeni bir insan modeli mi inşa ediliyor?
Çünkü bugün gençlerin zihnine sürekli aynı........