menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yedi Bayram Kına Yakmam Elime

14 0
01.11.2025

FELEK ona dar bir çember tutmuştu. İçinden geçmek hiç kolay değildi. Ne anadan atadan yana bir şansı vardı ne de kardeşlerinden…

Yetim değildi ama yetimden de yetimdi. Öksüz değildi ama öksüzler onun yanında sırça köşkte sefa sürenlerden sayılabilirdi. Neye elini atsa kuruyordu. Hangi taşa sarılsa en serti ona isabet ediyordu.

Saçının okşandığını hiç hatırlamıyordu misal… Dedesinin dizinde oynayanlara imrenirdi. Babası eve geldiğinde sevinen çocukların nasıl bir ruh haline sahip olduğunu tahmin bile edemiyordu. Hiç oyuncağı olmamıştı. Köyde yaşamıştı ama kimse onu ne ata bindirmişti ne de eşeğe.

Hasılı; varla yok arası yaşamıştı ama kendisine sorsanız yoka daha yakındı. Dili varsa yok bile diyebilirdi ama bunun ucunun iman açısından sıkıntılı bir yere gideceğini bildiğinden duruyordu.

HÜMÂ idi adı ama ismiyle en küçük bir uyumu yoktu hayatının. Onlar da birbirine sanki zıt gitmiş, hasım kesilmişlerdi âdeta…

Oysa cennet kuşu demekti Hümâ… Halk arasında talih ile bağının kurulması bundandı. Yücelik demekti, uğur anlamı vardı ve mutluluğu simgeliyordu ama bunlardan ona bir kıymık bile düşmemişti.

Bu gibi kişiyi hayata bağlayan unsurlar ona uğramamış âdeta Kafdağı’nın ardına saklanmıştı. Başına devlet kuşunun konduğunu, sevip sevildiğini düşünürken felaketlerin en büyüğünü yaşamıştı. Fukaraca sayılsa da iyi kötü bir düğün yapılmıştı. Eş, dost ve uzak akrabalar biraz gönülsüz bile olsalar neticede gelmişler ve görevlerini ifa edip tebriklerini sunmuşlardı.

İlk kez kendisi için bir şey yapılmıştı. İnsan yerine konulmuş ellere kınalar yakılmış, adına sofralar kurulmuş, davul zurna eşliğinde halaylar çekilmiş, zılgıtlar atılmıştı. Evin önüne koca bir direk dikilmiş mavi ve kırmızı renkte iki bayrakla erkek ve kadını temsil etmek üzere göklere haberler salınmıştı. Gözler ışımış, diller hayır dua ile dönmüş ve eller yüzlere mutlulukla sürülmüştü.

Kendisini........

© İstiklal