menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suratsız Kalmak

18 0
29.06.2026

ÖDEVİNİZ “Suratsız kalmak” demişti.

Esasen böyle bir âdeti yoktu. Kendi gönül gündemini her hafta toplandığımız Küçük Çamlıca’daki minik barakada etraflıca anlatırdı.

Hepi topu dört kişiydik. Ama o büyük bir topluluğa hitap eder gibi heyecanlanırdı.

Bir şehinşah gibiydi.

Evvela kendisine sonra da bize.

Arada bir “İmanım” diye hitap eder bizlere güvendiğini gösterirdi.

Her kelimesini hatta her harfini bir emanet bilinciyle yüreklerimize teslim ederdi.

Çoğalmak gibi bir derdi yoktu. Kalabalıklarda genellikle hakikatin bulunmayacağını düşünürdü.

Kesret ona göre insanların toplu uyutulması için başvurulan bir beşikti. Kalabalıklara insanların daha fazla itimat etmesi genel yaklaşım olduğundan yüzeysel de olsa birbirinden yalancı bir kuvvet bulurlardı. O ise bu tür yöntemlere başvurmaya tenezzül etmezdi.

ÂDETİ olmadığı halde o hafta ödev almıştık. Hem de sevimsiz bir başlık altında.

Şaşırdık bir anlam veremedik.

Belli ki üzerinde düşünüp kafa yormamızı istemişti. Bir nevi zihni hazırlık yaparak gelmemizi arzu etmişti.

Bu, şu demekti sonradan anladığımıza göre: Mesele mühim. Hazırlıksız gelmeyin. Biraz kendinizi yorun. Ki, anlatılacak mevzuya bir altyapı oluşsun.

Konu, insanın haysiyetiydi.

Hiç vakit kaybetmeden mevzuya girdi.

“Haysiyet, insan hayatının ana........

© İstiklal