Kendi Algısının Mü’mini |
RAMAZAN kendi yanlış algılarımızın tuz buz olması açısından asla kaçırılmayacak fırsatlar sunuyor. Bu, elbette biraz can acıtıdır. Sarsıcıdır.
Ancak başka türlüsü beklenemez zira ciddi bir operasyondur söz konusu olan.
ALGILARIN kurbanı olmaktan kendimizi kurtarıp olguların serin derinliğinde nefsimizi sorguya almak elbette güle oynaya olmaz. Ön hazırlıkları bile sancılıdır.
Olgu tahtına oturtup kendisini kutsadığımız algıların bile bu mevkiden inesi gelmez. Direnirler.
Onlar için muhteşem bir konfor alanıdır. Rahattır. Sorumluluk gerektirmemektedir.
KİBİR insanı kendi algısının mü’mini yapar.
Olgu öyle değildir oysa.
Sorularla yaralıdır. Sorunlarla başı derttedir. İşte bu sancılı evrelere girmemek için kibir önümüze bir oyun perdesi kurar. Habbeyi kubbe yapar. Kubbeyi de habbe. Yani küçüklerle büyükler yer değiştirir. Diğer bir söyleyişle algı olgunun üzerine oturur, kendi rengini verir. Olmadığı gibi görünmeye başlar.
Hakikatte iman tam tezahür etmemiş, şirke bulanmıştır. Ancak kişi kibrin bu illüzyonuyla kendi algısının en muttaki mü’mini olur.
KALBİNE iman yazılanlar kibrin en cerbezeli yalancı olduğunu bilirler. Bu sebeple bırakın benimsemeyi, yakınlık duymayı, gölgesinden dahi geçmek istemezler. Zira bunu dahi bulaşıcı bulurlar.
Kibir kişiyi hemen kendine çeker. Aldatıcı bir zevki vardır.
Hemen kuşatır ve insanı etkisi altına alır.
Kıstırdığını hissettirmez ve kişiye sonsuz bir özgürlük alanı........