İtibar ve Muteber |
BİTMEYEN bir enerjisi vardı. Kim kucağına alsa aynı his anında ona da geçerdi. Birdenbire enerji ve neşe denizinden kendisine maşrapalar dolusu sevinç aktarırdı. Büyüdüğünde de değişmedi.
Delişmendi, evet. Arkadaşlarıyla sabahın erken saatlerinde çıkar dağ bayır demeden gezerler kendilerine akla hayale gelmedik meşgaleler bulurlardı. Şaşılacak şey şu ki, bunca yorgunluğa rağmen bana mısın demez asla şikâyete yeltenmezlerdi.
…
MUTEBER aynı babası gibiydi. Kuyusunda su bitmezdi. Dahası çekildikçe coşardı. Çalıştıkça çalışası gelirdi. Arkadaşlarını da kendisine benzetmişti. Başkaları çalışınca yorulurken bunlar çalışmadıkları zaman, bir işle iştigal etmedikleri vakit canları sıkılır yorgun düşerlerdi.
Bugünün lisanıyla söyleyecek olursak işkoliktiler.
…
İLKELERİ şuydu: “Gündüz kâr ile gece yâr ile olmak…”
Kâr burada çalışmak ve üretmek demekti. Maddi kazancın çokluğunu ifade etmekten ziyade çalışan insan zihnini ve bedenini faal tuttuğundan kârdadır demekti. Hayata aktif katılmayı, işe yarar şeyler yapmayı, başkalarının da yararlanacağı eylemlerde bulunmayı insanlık adına kâr sayıyorlardı. Ki, gerçek de budur zaten.
Muteber ve arkadaşlarının itibar ettikleri, önemsedikleri hayat felsefeleri buydu.
…
GECE yâr ile olmak… Bu da çok mühimdi onlar için.
Yalın anlamıyla eşiyle, çoluk çocuğuyla olmakla sınırlı değildi bu kavram onlar için. İtibarları sadece buraya yönelik değildi.
Yâr, onlara göre sevdalı olunan, önemsenen, ehemmiyet atfedilen yani itibar edilen demekti. Tümel anlamıyla Allah ve kulları için yapılan her şey bu paranteze girerdi. O........