Elveda

VEDALARI pek sevmediğimi baştan söyleyeyim. Ama bu neyi değiştirir ki…

Hayatımızda en çok karşılaştığımız olgulardan biri vedadır.

Başlangıcı olanın vedası da olacaktır elbet. Doğanlar ölür. Çünkü gitmek için gelinir.

Her vedanın, ayrılığın ardından bir başka oluşun, doğuşun merhabası tebessüm eder.

İNSANIN macerası esasen bir kopuşlar hikayesidir.

Ayrılıklar silsilesidir. Acıların dizgesidir.

Yıkılışların, sarsıntıların, inkırazların mahşeridir insan.

Her mahşer ise içinde yeni haşirler taşır. Yepyeni doğuşları muştular.

VEDALAR olmasaydı hayatın tadı da tuzu da sanki biraz nakıs kalırdı.

Tekdüze olurdu.

Şairler kalbini neyle dağlayacaktı o zaman?

Öykücüler neyin hikayesini yazacaklardı?

Romancılar daktilonun başına nasıl oturacaktı?

Bestekarlar hangi sancılarla yeni bir melodi dizgesi yakalayıp yepyeni şarkılar hediye edecekti kalplerimize?

İcracılar hangi hislerle eserleri yorumlayacaklardı?

Bunların hiçbiri olmayacaktı ayrılıklar ve vedalar olmasaydı. Olamayacaktı…

VEDA bilgelik gerektirir…

Yaşam bunu öğretmek için vardır ve en önemli dersi ayrılıktır.

Ayrılığın bilgece gerçekleşmesi ise insan haysiyetinin bir gereğidir ki, veda buna denir.

Kaba ayrılıklarda görülmez bu yücelik.

Hoyratlıklarda izine tozuna bile rastlanmaz. O sebeple her kişiye nasip değildir.

Erlik ister…

İNSAN........

© İstiklal