We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

DİKMEN HOCA DERLER ONA

2 1 1
26.02.2021

İHTİLAL yıllarıydı.

12 Eylül 1980 askeri darbesinin en yoğun hissedildiği dönemler.

Ümraniye yıllarım.

Ortaokul çağları yani.

Çarşı semtinde yer alan öğrenci evinden her namaz için yürüyerek Namazgâh durağına kadar gidip geliyorum.

Namazgâh camisi.

Minibüs yolu üzerinde geçerken herkesin gördüğü ahşap zarif bir cami.

Davut Taşdemir caminin imamı.

Aynı zamanda İslam Enstitüsü öğrencisi.

Ben ezan okuyup müezzinlik yapıyorum.

Fahrî, yani gönüllü olarak bu vazifeyi yapıyorum.

Yaz aylarında ise öğrencilere Kur’an öğreticiliği yapıyoruz.

Bildiğimiz kadarıyla.

Eksik, gedik.

AYNI zamanda Ümraniye Belediyesi Binasının karşısında yer alan iş hanının ikinci katında yer alan emlak bürosunda Seydi Çalışkan ile birlikte çalışıyorum.

Sabah temizliği yapmak, telefona bakmak, gelen misafirlere çay söylemek görev tanımım.

Haftada bir bıçkın bir ağabeyin hatta çalışan minibüsü kiralanıyor Bahçelievler Haznedar’a derse gidiliyor.

Gidiş ve dönüler efsane…

İlahiler, marşlar…

HER hafta Şükür Mescidi’nin yanındaki apartmanın giriş katında Abdülvahit Mutkan ağabeyin misafiri oluyoruz.

Bir tek biz mi?

Uzak yakın demeden pek çok yerden katılımlar oluyor.

Ezan okunuyor.

Herkes büyük ders salonunda toplanıyor ve cemaatle namazlar eda ediliyor.

Yaşım küçük ama aldığım lezzet çok büyük.

Tarife imkân yok.

İŞTE burada her hafta ders yapan bir kişi var.

Risale-i Nur okuyor.

Sâkin.

Kendi halinde.

Mütevazı.

İçim kaynıyor kendisine.

Anadolu’dan kopup gelmiş özgüveni olmayan, çekingen bir genç olarak sokulup tanışmam imkânsız.

Ön sıraya kadar gitme cüreti gösteremesem de orta noktaya kadar sokuluyorum.

Su gibi içiyorum.

Müthiş bir hâkimiyet.

Nezih bir anlatım.

Sağa sola savrulma........

© İstiklal


Get it on Google Play