menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Denize Meftun Irmak

33 0
15.04.2026

“ŞU DAĞLARIN YÜKSEĞİNE ERSELER” türküsünü yıllarca dilinden düşürmemişti. Lale, sümbül ve mor menevşe dermek için yükseklere çıkmayı ve oralarda durmayı başarabilmek gerektiğine inanıyordu. Gereğini de yapmıştı. Herkes alçaklarda durup enginde işine gücüne bakmayı, çalışmayı istemesine karşın o sert rüzgarlara bağrını açmayı yeğlemişti. Nice sonra diline bir kelime dolanmıştı. “Ah fatana” diyordu.

DAĞDAN iniyordu, halka karışıp yârenlik etmeye çabalıyordu ama sonunda lüzumsuz da olsa bir sebep bulup kendini tekrar dağlara vuruyordu.

Yukarıda rüzgâra rağmen yine güneş yakıyordu onu.

Aşağıya indiğinde de laubalilikler, gereksiz lakırdılar, onu bunu çekiştirmeler, alıp verme muhabbetleri gibi mevzular kendisini darlandırıyor ve sonunda vücudunu ateş basıyordu.

Her iki halde de yanıyordu. İşte bu sebeple “Ah fatana” diyordu.

Kimseler onu anlamıyordu.

ANLAŞILMAYI istiyor muydu, burası da şüpheliydi aslında.

Çünkü bunu basitlik sayıyordu. Sathilik ile eş tutuyordu. Yüzeysel gördüklerinin kendisini anlamasını kabullenemiyor, gururuna yediremiyordu.

Bu sebeple vaktiyle medresede gördüğü bir miktar kırık dökük Arapçasına güvenerek bir çıkış bulmaya çalışıyordu.

“Ah........

© İstiklal