Çiçek Soldu Vazonun Önemi Kalmadı

BİRİKTİRİCİ değildi. Eline geçeni istifleme merakından uzaktı ama hatıraları hatırında canlı tutmak için irtibatı olan nesneleri önemserdi. Dolabında büyük dedesinden ve büyükannesinden kalan önemsediği eşyaları saklar ve ihtimam gösterirdi. Kıymet bilirdi.

Ona göre insanın en mühim vasfı bu olmalıydı. Yoksa vefadan bahsetmek imkansızlaşırdı.

İÇİNE doğduğumuz çağ tüketim odaklıydı. Değiştirmeye yönelik güdülenmemizin temel motivasyonu buydu.

Dizi yamalı pantolonları kim hatırlamak ister ki? Atalarının dirsekleri tamir görmüş ceketler giydiklerini bilmek onları mutsuz eder. Bir de topuk tarafıyla önü yamalanmış çorapları yenileri varken artık kime giydirebilirsin? Tüketmeye çılgınca tutulmuş bu zamanın insanının muhayyilesini epeyce zorlayacak bir mesele… Bu girdabın içinden çıkılması için nasıl plan uygulanacak o zaman diyorsanız azıcık dikkat yapılanları görmek için kâfi.

Evvela zihinsel altyapı hazırlanıyor ve herkese benimsetiliyor. Düşünceler oluşturuluyor. Beğeniler değiştiriliyor. Bu hâl o kadar yüce bir tahta oturtuluyor ki, tersini düşünmenin imkânsız olduğuna inandırılıyor. Dünyanın böyle gelip böyle gittiği gibi bir algıya hapsediliyor insanlar. Dolayısıyla farklı düşünenleri hemen yargılayıp “Gerici” olarak yaftalayabiliyorlar. Kendilerini yukarıda gördüklerinden başka seslere kapanıyorlar. Amansız bir kapana kapıldıklarını fark etmiyorlar. Kıymetlerini ne kadar kazanıp ne kadar harcadıklarıyla belirliyorlar. İnsanlık dışı bir mesai baskısıyla çalıştırılıp hunharca savurmaya kilitliyor onları üst akıl… Çok çalışmadan geçinemeyeceğine inandırılan kitleler harcamadan mutlu olamayacakları fikrine de mahkûm ediliyorlar. Tam bir kısır döngü.

ALIŞVERİŞİ........

© İstiklal