menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaşın Tatlı Su Kaynaklarına Etkisi

2 0
30.03.2026

Tahmin edileceği gibi, savaş petrol etrafında şekilleniyor.

19. yüzyılın sonlarında, Siyonist,tarihsel filistin topraklarında bir yahudi devleti (İsrail) kurulmasını korunmasını ve geliştirilmesini sağlamak ideolojisiyle gelişen Siyonizm’in senaryolarının başında petrol sevdası yatmaktadır. Küçücük ülkeleri ele geçirme veya Venezuela’da olduğu gibi kukla yönetimle sömürme hayali yatmaktadır. Ancak körfez ülkelerinde tatlı su kaynakları kısıtlı veya hiç olmadığından ,içme ve kullanma suyunu deniz tuzlu suyu arıtarak kullanmaktadır.

Körfez ülkeleri yenilenebilir su kaynaklarının yalnıza %2 sine sahip ve içme suyunu büyük ölçüde deniz suyunu arıtılarak elde ediyor. Burada özellikle 1950 tarihinden itibaren petrol enstitüsünün büyümesinin bölgeye getirdiği baskılar ve bunun sınırlı kaynaklar üzerindeki etkisi de rol alıyor.

Kuveyt suyunun %90 ı, sı, Suudi %86 sı, Suudi Arabistan'ın %70 ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin %42 si deniz suyundan arındırma yöntemiyle elde edilmektedir.

Başkent tahran da 10 milyon kişi susuz kalabilir

Su tarih boyunca her zaman tehdit amaçlı bir silah olarak kullanılmıştır. İsrail ve ABD'nin, İran'ın başkenti tahranın su altyapısına saldırması ile başlayan, İran'ın körfez ülkelerindeki su alt yapılarına misilleme saldırıları sonucu insanları yerinde edilmenin ve çatışmanın bir nedeni haline geliyor. Oysaki su kaynaklarını adil bir şekilde yönetmek – savunmasız toplulukların korunmasını ve kaçınılmaz kayıpların adil bir şekilde paylaşılmasını sağlamak – artık barışı, istikrarı ve sosyal uyumu korumanın merkezinde yer almalıdır.

Küresel su iflasın eşiğindeyiz

Gerek küresel iklim değişikliği ve gerekse yapılan savaşların bıraktığı derin hasarları iklim krizini dahada etkileyerek su kaynaklarının azalmasına neden olacağı sebebiyle küresel su iflasın eşiğine gelmiş bulunmaktayız. Bu yapılan anlamsız savaşlar nedeniyle geri dönüşü olmayan doğal su kaynakları kayıplarına sebep olmaktadır. Bölgedeki çatışmalar yalnızca boru hatları ve tankerlerle değil, hedef nehirler, yeraltı su kaynakları ve tuzdan arıtma tesislerinde hedef alınmaktadır.

Su kıtlığı küresel bir sorundur.

Çünkü sonuçları tüm bölgeye hatta dünyaya yayılır, Tarım, tatlı su kullanımının büyük çoğunluğunu oluşturur ve gıda sistemleri ticaret ve fiyatlar yoluyla birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Su kıtlığı bir bölgedeki tarımı baltaladığında, etkileri küresel pazarlara, siyasi istikrara ve başka yerlerdeki gıda güvenliğine yayılır. Bu durum, su kıtlığını bir dizi izole yerel krizden ziyade, yeni bir tür yanıt gerektiren ortak bir küresel risk haline gelmiştir.


© İstiklal