DEVE GERÇEKTEN DEVE Mİ? VE SALİH, ISLAH VE TOPLUMUN SESSİZLİĞİ! |
Semûd kıssasında dikkat çeken bir başka hayati unsur, Resulün ( Elçi)ismidir: SALİH.
“SALİH” kelimesi Arapça ṣ-l-ḥ kökünden gelir. Bu kök bozulmuş bir şeyi düzeltmek, faydalı hâle getirmek ve düzen kurmak anlamlarını taşır.
Bu yüzden SALİH insan, yalnızca iyi biri değildir. Aynı zamanda bozulmuş düzeni ıslah etmeye çalışan kişidir.
Kur’an’da sıkça geçen “amel-i sâlih” ifadesi de aynı kökten gelir ve doğru, faydalı, düzeltici işler anlamına gelir.
Dolayısıyla Salih ismi bir karakterden çok bir misyonu ifade eder:
MİSYON: BOZULMUŞ OLAN DEVE İLE SU KORELASYONUNU TEKRAR RAYINA KOYMAK!
Bozulan düzeni yeniden ADALETLE, HUKUK VE HAKKANİYETLE KURMAK, AYAĞA KALDIRIP İKAME ETMEK!
Kur’an’da ıslah kavramı toplumsal bir ilke olarak ortaya çıkar. Islah, yalnızca bireysel bir iyilik değildir.
Islah demek: bozulmuş düzeni düzeltmek, adaleti yeniden kurmak, hakları korumak demektir.
Bu ilke Hud Suresi 117. ayette açıkça ifade edilir:
ŞU AYETTE Kİ ÇARPICILIĞA BAKAR MISINIZ!?
“Rabbin, halkı kendi aralarında ve birbirlerine karşı ıslah edici olduğu sürece şehirleri helâk edecek değildir.”
Fakat Semûd kıssasında son derece önemli ve günümüzün de kanayan yarası bir duruma ayrıca dikkat çekilir!
Kur’an anlatısına göre deveyi öldüren aslında birkaç kişidir.
Buna rağmen sonuç bütün toplumu etkiler.
Çünkü toplum bu suça engel olmamıştır.
Sessizlik suça DİREK ortak olmak demektir.
Kur’an bu noktada çok önemli bir toplumsal yasa ortaya koyar:
Bir toplumda adalet ihlal edilir ve insanlar buna sessiz kalırsa, sonuç yalnızca suçlulara değil bütün topluma dokunur.
İsrâ 59. ayetin sonunda yer alan sert vurgu da bu yüzden dikkat çekicidir:
“Biz ayetleri ancak korkutmak için göndeririz.”
Buradaki korkutma merak gidermek için değildir. İnsanları akıbet konusunda uyarmak içindir.
Mesaj son derece açıktır:
Eğer ahlâk, hukuk ve adalet düzeni ihlal edilirse sonuç kaçınılmazdır.
Bu yüzden Semûd kıssası yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay değildir.
O, her çağ için geçerli bir uyarıdır.
Bir toplum ahlâkı, hukuku ve adaleti koruduğu sürece büyür. Fakat bu değerler ortadan kaldırıldığında en güçlü medeniyet bile çözülmeye başlar.
Çünkü medeniyetleri yıkan şey çoğu zaman dış saldırılar değil,
İÇERİDE SUSUZ KALAN ADALETTİR.
Oysa bir medeniyetin ve hele hele de Semud gibi güçlü bir medeniyetin Ahlak, Hukuk ve adalet hassasiyeti SU gibi karşılık bulup toplumun tüm kesimine akıp hayatın dal budak vermesine sebep olsaydı, nasıl bir güç, kuvvet, kudret ve zenginlik sahibi olacaklarını tasavvur etmek zor olmasa gerektir.
İşte buyrun Kuran’ın bir başka tasvir ziyafetine!
ALLAH’IN güzel bir söze nasıl bir benzetme yaptığını görmez misin? O, kökü (yerde) sabit, dalları göğe uzanan alımlı bir ağaç gibidir!
Rabbinin izniyle o her mevsim ürün verir. İşte Allah belki ders alırlar diye insanlara böyle misaller veriyor
AKLADEN İÇİN NE DİYOR AYETLER?
İyi, gerçekçi ve cüretkar davranışlar
Cennet; bitip tükenmez İyilik ve huzur
Çirkin bir söz ise, (ekili olduğu) yerden kökten sökülüp çıkarılmış (SU ile hayatiyet bağı kesilmiş) ayakta (ölmüş) duramayan zavallı bir ağaç gibidir… İbrahim 14- 26
Burada anlatılan sistem:
Kibir / inkâr / kötü niyet
Yanlışa yapılan yatırım ve boşa geçirilen koca bir ömür
Sorumsuz, ahlaksız, adalet ve bilinçten yoksun günahkar davranışlar
ŞAYET DEVE VE MEYVE VEREN AĞAÇ VE BÜTÜN BÜNLARIN YAŞAM DÖNGÜSÜNÜN OLMAZSA OLMAZI ‘’ SU ‘’ İLE DOĞRU İLİŞKİ KURANLARA İSE!
Allah inanıp güvenen kimseleri sabit, sağlam bir sözle ( KURAN ) hem dünyada hem de ahirette sapasağlam (ayakta) tutar ve Allah zalimlerin ayaklarını kaydırır: zira tercih ettiği her şeyi yapan Allah’tır. İbrahim 14:27