Tencere Başında Başlayan Hayat

Derya Genç ve Lezeti Derya’nın Hikâyesi

Bazı hayatlar yüksek seviyeden başlamaz. Ne bir alkış ne de bir sahne ışığı vardır. Bazen de sabahın erken saatinde kaynayan bir tencerenin buğusunda başlar. Derya Genç’in hikâyesi de tam olarak böyle bir yerden yükselir: Kars’ın sert ikliminde, bir çocuğun mutfağa emanet edildiği o sessiz sabahtan.

Sekiz yaşındadır. Babası tarlaya gidecektir. Evde yemek pişmesi gerekir. O gün, Derya Genç bir çorba yapar. Farkında olmadan şefliğe uzanan bir yolun kapısını aralar. Kelle temizlemeyi, ateşi ayarlamayı, sabrın ne olduğunu öğrenir. Bu bilgi bir tarif değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir hayatta kalma biçimi aslında. Daha sonra kendisinin de sıkça söylediği gibi, bu meslek önce evde, sonra hayatta öğrenilir.

Göç, emek ve görünmeyen basamaklar

Yaklaşık otuz yıl önce, Kars’tan başka bir şehre gelen Derya Genç’i kimse “şef” olarak tanımaz. Onu önce çay dağıtırken, sonra ofis silerken, en sonunda mutfağın en arka köşesinde bulaşık yıkarken görürler. Bulaşıkçılık, mutfak hiyerarşisinin en altıdır ama aynı zamanda her şeyin görüldüğü yerdir. Hangi yemeğin aceleye geldiği, hangi ustanın öfkesini tencereye yansıttığı, hangi yemeğin özensizlikten bozulduğu orada anlaşılır. Bu yıllar, onun için bir bekleme salonu veya bir gözlem okulu olur. Aşçı yardımcılığına geçtiğinde, el becerisinin yanında dayanıklılığı da sınanır. Kadın ve diplomasız olmanın ağırlığını omuzunda derinlemesine hisseder. Ama mutfak, kimliğe değil sürekliliğe bakar. Devam edebilen kalır.

Diploma meselesi ve geç gelen eğitim

Bir noktada önüne görünmez bir duvar çıkar. Büyük oteller, kurumsal mutfaklar, profesyonel kariyer için diploma şarttır. Marriott gibi uluslararası zincirlerde çalışabilmek için yetenek yetmez; belge gerekir. Derya Genç bu gerçeği 27 yaşından sonra kabul eder. Dışarıdan liseyi........

© İstiklal