Hamur ile Teknolojinin uyumu |
Bay Bread, Emine Gül Yılmaz ve Esra Tokelli'nin aynı sofrada buluşan hikâyesi
Her hikâyenin bir başlangıcı olur değil mi? Burada anlatacağım hikâye de unla başlıyor. Bir avuç buğdayın değirmende una dönüşmesiyle başlayan, bir aile emeğinin, bir usta sabrının ve bir kadın vizyonunun yıllar içinde yoğrulmasıyla devam eden bir hikaye bu…
İstanbul'un kalbi sayılan Sultanahmet'te gerçekleştirilen Bay Bread lansmanı da tam olarak böyle bir hikâyeye tanıklık etti. Tarihi yarımadanın taş sokaklarında yükselen bu yeni ses, bir markanın tanıtımı olsa da geleneksel fırıncılığın geleceğe uzanan yolculuğunun ilanı gibiydi.
Bu hikâyenin merkezinde ise Bay Bread markasının önemli tedarikçilerinden ve Sultanahmet şubesinin sahibi Emine Gül Yılmaz bulunuyor.
Görsel iletişim tasarımı eğitimi almış olmasına rağmen hayatını hamurun sessiz diline adamış bir isim… Kırk yılı aşan fırıncılık mirasının üçüncü kuşak temsilcisi olarak 2004 yılında aile mesleğini devraldığında önünde iki seçenek vardı: Ya geleneği olduğu gibi sürdürecek ya da onu geleceğe taşıyacak yeni bir yol açacaktı.
Hız, standart kalite ve sürdürebilirlik
Çünkü günümüz gastronomisinde iyi ürün üretmek artık yeterli sayılmıyor. Hız gerekiyor. Standart bir kalite gerekiyor. Sürdürülebilirlik gerekiyor. Aynı lezzeti yüzlerce noktada aynı güvenle sunabilmek gerekiyor. En büyük sorun ise yıllardır değişmeyen gerçekti. Geleneksel ürünler ustaya bağımlıydı. Usta iyiyse ürün de mükemmeldi. Usta değişirse lezzet de değişiyordu. Markalaşmanın önündeki en büyük engel bir bakıma tam da buydu.
İşte bu noktada yolları Serdar Yalçınkaya ile kesişiyor. Geleneksel üretimin ruhunu bilen, sistem kurma, ölçeklenebilirlik ve markalaşma konusunda farklı bir vizyon ortaya koyan bu ortaklık, Bay Bread'in ikinci ayağını oluşturuyor. Ortaya çıkan model ise klasik fırıncılık anlayışının ötesine geçen bir anlayış. Bay Bread'in "Yüksek Teknolojik Fırıncılık" yaklaşımı, ustalığı ortadan kaldırmıyor; tam tersine onu kayıt altına alıyor,........