GİZLİ OLANDA BEREKET VARDIR
İnsan, bir zamanlar en kıymetli duygularını kalbinin en derin yerinde saklardı. Öyle değil mi? Mutluluğunu herkes bilmezdi mesela. Sevgisini, sevgilisini, eşini, ailesini her göz görmezdi. Bir sofranın huzuru, bir evin neşesi, bir annenin duası, bir eşin sadakati; dışarıya gösterilmek için değil, yaşanmak için vardı. Çünkü insan bilirdi ki bazı güzellikler görünür oldukça eksilir, anlatıldıkça sıradanlaşır, çoğaldıkça bereketini kaybeder.
Şimdi ise bambaşka bir çağın içindeyiz.
İnsanlar artık yaşamak için değil, göstermek için yaşıyor. Gidilen yerler paylaşılmadan anlamını yitiriyor, yenilen yemekler fotoğraflanmadan tamamlanmış sayılmıyor, aile içindeki en özel anlar dahi birkaç saniyelik hikâyelere dönüşüyor. Hatta öyle ki; bir zamanlar kapısı kapandığında mahrem kabul edilen hayatlar, bugün milyonların ekranına açık hâle geliyor.
Oysa mahremiyet, insanın ruhunu koruyan görünmez bir kalkandır.
Her şeyin göz önünde olması insana özgürlük değil, yorgunluk getirir. Çünkü sürekli görünür olmak zorunda kalan insan, zamanla kendisi olmaktan çıkar. Beğenilmek için yaşar, alkış almak için konuşur,........
