«Mürşid-i Kâmil Hz Zuhûr etmeyenler Zikr-i Kalbîden Mâhrumdur» Mektubâti ş |
بسم الله الرحمن الرحيم
فَوَيْلٌ لِّلْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُم مِّن ذِكْرِ اللَّهِ ۚ أُولَٰئِكَ فِي ضَلَالٍ مُّبِينٍ (22)
-lisanuhum, buyrulmadı, kulûbuhum, buyruldu.
Letaifleriyle Allah’ı zikir edemeyene veyl var olduğu, hatta dalâl-i mubinde oldukları beyan edilmekte!!
Zuhurat görmeyenler zuhurat ve manevi hallere itimad edilmez, zan ederler.
Halbuki
İmâm-ı Rabbânî hazretleri
كُلُّمَا ظَهَرَ مِنَ الأَحْوَالِ وَالْمَوَاجِيدِ فِي الصَّحْوِ وَالإِفَاقَةِ
Sekr halinden kurtulup uyanıklık ve tam bir şuur halinde iken zuhur eden bütün manevi haller ve vecdler
فَفِيهِ مَجَالٌ لِلِاعْتِمَادِ عَلَيْهِ وَاِلاَّ فَلاَ
İşte ancak bunlara itimat etmek caizdir,
şuurun yerinde olmadığı hallerdekine ise itimat olunmaz.
Sahte şeyh ve sahte müridleri hakikilerinden tefrik ve temyiz çizgisi:
Hakiki Mürşid müridine zuhur ederek, müridinin kalbine letaiflerine Hakkın Zâtî zikrini yaptırabılen zat!
Hakikî mürid dahi kendisine Mürşidi Kamil zuhur eden ve zikri hakiki- zikri kalbî yapabilen- Mürşidi Kâmilden batında istifade edebilendir.
أَتَدْرِي مِنَ الْمُرْشِدِ الْمُرْشِدُ مَنْ تَسْتَفِيدُ مِنْهُ طَرِيقَ الْوُصُولِ اِلَى جَنَابِ قُدْسِ الْحَقِّ جَلَّ سُلْطَانُهُ
Bilir misin? Mürşidden murâd; Cenâb-ı Kuds-i Hakk’a -celle sultânuhû- vusûl yolunu kendisinden istifâde eylediğin kimsedir;
وَتَجِدَ مِنْهُ مَدَدًا وَإِعَانَةً فِي هَذَا الطَّرِيق
Ve bu tarîkte kendisinden meded ve i‘âne [yardım ve destek] bulduğun kimsedir!
وَمُجَرَّدُ لُبْسِ الْكُلاَهِ وَالْخِرْقَةِ وَأَخْذِ الشَّجَرَةِ وَغَيْرِهَا
(Sadece külah ve hırka giymek, silsile icazeti/şecere almak ve benzeri şeyler);
مِمَّا صَارَ عُرْفًا وَرَسْمًا بَيْنَ النَّاسِ (İnsanlar arasında örf ve zahiri bir merasim halini almış olan bu gibi hususların
Zikri kalbî kolay iş değildir.
Onun için Allahu Teâlâ kendisine vesile (Mürşid) aramayı emretti
وابتغوا إليه الوسيلة
İmami Rabbani hz leri Allah lafzını zikri kalbi ile zikrederken sadece Allah'ın zatını düşünmeyi,
hatta sıfatlarından bir sıfatı dahi düşünmemeyi tavsiye buyurdu!
Bunu mürid tek başına yapamaz.
İşte Mürşidi kâmil o esnada zuhur ederek ona Hak Teâlânın Zatını kalb-i manevide, letaifte zikretmeye yönlendirir!
يَنْبَغِي لِلْعَاقِلِ أَنْ يَطْلُبَ الْمُنَزَّهَ عَنِ الْمِثَالِ فِيمَا وَرَاءَ الْمِثَالِيِّ
Âkil (akıl sâhibi) olan kimseye, misâlin (benzerin) ötesinde bulunan ve misâlden münezzeh (benzeri olmaktan pâk) olanı talep etmek yaraşır.
وَأَنْ يَلْتَمِسَ الْبَسِيطَ الْحَقِيقِيَّ فِي خَارِجِ حِيطَةِ الْكَثْرَةِ
Ve kesretin (çokluğun) kuşatıcılığı (çevresi) hâricinde bulunan basît-i hakîkîyi (hakikatte tek, terkîbden münezzeh olanı) araması gerekir.
فَإِنْ ظَهَرَتْ صُورَةُ الْمُرْشِدِ وَقْتَ........