menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yalnızlık ve Sessizlikten Beraberliğin İnşasına; Tükenmişlik Çağından Değerlerin İhyasına

8 1
29.01.2026

İnsan yalnız yaşamak için değil, birlikte mana üretmek için yaratılmıştır. Aşırı bireyselleşme, insanın fıtratına aykırıdır. Sessizlik, yalnızlık ve tükenmişlik bu fıtrat ihlalinin doğal sonucudur. İslâm; cemaat, bereket, istişare ve dayanışma dinidir. Değerlerin kaybı, ahlâkın geri çekilmesiyle; pahalılık ise üretimden kopuşla başlar. Birlik ruhu kaybolduğunda hem gönüller hem sofralar daralır; bereket azalır veya yok olur.

Bugün pahalı olan şey sadece ürünler değil; umut, güven ve samimiyettir. Üretmeyen toplum tüketerek pahalılaşır; konuşmayan toplum susarak yalnızlaşır, sessizleşir. Yalnızlaşan, sessizleşen ve konuşmayan insan, sonunda alzheimer hastası olur, zengin olsa da ölünceye kadar kendisine fakirlik duygusu hâkim olur. Çözüm, yeniden bir araya gelmekten geçer.

Modern hayat insanlara parlak ekranlar, şahsi başarı hikayeleri ve sonsuz seçenekler vadetti. Fakat evler sessiz, bakışlar yorgun, yüreklerde bir boşluk var? Bireyselciliğin çığlıkları arasında, tükenmişliğin fısıltılarına yenik düşülüyor. İşte bu sessiz çığlık, insanları yeniden "biz" olmaya, umudu beraberlikte, gücü dayanışmada aramaya çağırıyor.

Bir zamanlar insanlar yorgundu ama yalnız değildi. Bugün ise insanlar, kalabalıklar içinde sessiz, imkânlar içinde tükenmiş durumdadır. Bireysellik özendirildi; ama insan yalnız kaldı. Konfor arttı; fakat huzur azaldı. Hayat pahalılaştı; çünkü sadece ürünler değil, değerler de üretimden çekildi.

Modern çağ, insana “kendin için yaşa” dedi. Oysa insan, sadece kendisi için yaşadığında manasını, özelliğini ve değerini kaybeder. Tükenmişlik sendromu, sadece iş yükünün değil; yalnızlığın ve hedefsizliğin sonucudur.

Bireyselcilik özgürlük vaadiyle geldi; ama beraberliğin bereketini götürdü. İnsan, yükünü paylaşamayınca ağırlaştı. Derdini anlatamayınca sustu. Sessizlik çoğaldıkça iç çatışmalar derinleşti.

Bugün psikoloji bilimi bile şunu söylüyor: Sosyal bağları güçlü olan insanlar daha dirençli, daha umutlu ve daha üretkendir. Yani beraberlik sadece duygusal değil, hayatî bir ihtiyaçtır.

Bugün insanların yaşadığı yalnızlık, sadece duygusal bir hal değil, sosyolojik bir gerçektir. Araştırma verilerine göre, gelişmiş ülkelerde insanların 0'u kendini "yalnız" hissediyor. Türkiye'de ise zaman kullanım araştırmaları, aile ferdlerinin birbirleriyle geçirdiği kaliteli zamanın günde ortalama 1 saatin altına düştüğünü gösteriyor. Aynı çatı altında yaşayan yabancılara dönüşüyorlar.

Ekonomik baskılar bu yalnızlaşmayı derinleştiriyor. Dünya enflasyon verileri, küresel gıda fiyatlarının son iki yılda @'a yakın arttığını ortaya koyuyor. Bu "pahalılık", sadece insanların cebini değil, sosyal ilişkilerini de zorluyor; misafir ağırlamak, bir dostun derdine ortak olmak bile lüks haline geliyor.

Dünyada, özellikle Batıda alarm........

© İstiklal