menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Öğretmenin Gölgede Kalan İtibarı, Eğitimin Kaybolan Ruhu ve Yeniden Diriliş Çağrısı

12 0
13.12.2025

Bazı toplumların çöküşü gürültülü olur; bazıları ise sessizce, kimse fark etmeden, bir sınıfın kapısında başlar. Öğretmenin sesi yorgun ve sessiz çıktığında, çocuğun gözündeki ışık sönmeye yüz tuttuğunda, kitap sayfalarının ve kalemin yerini telefon ekranı aldığında toplumlar aslında felç olmaya başlamış demektir.

Bina yıkılsa yeniden yapılır; ama öğretmenin itibarı yıkılırsa, sesi çıkmazsa, sözü dinlenmezse, nesillerin omurgası kırılır. Bugün eğitimde yaşanan mesele, sadece sınav sonuçlarına yansıyan bir tablo değil; bir medeniyetin yorgun nefesi, itibarsızlaştırılan değeri, bir toplumun “gelecek” kelimesini kaybedişidir.

Bir zamanlar medreselerde “Hocam” diye hitap edilen, sadece bilgi değil, ahlâk da öğreten muallimler/öğretmenler vardı. Bugün ise öğretmen, “maaşlı memur” statüsüne indirgenmiş, eğitim ise “sınav fabrikasına” dönüşmüş durumda. Peki, bir milletin geleceğini inşa eden öğretmenin itibarını kaybettiği yerde, o milletin istikbali ne kadar sağlam olabilir?

İslâm, Türk medeniyetinde ilim, sadece bilgi aktarımı değil; ahlâk, erdem, karakter ve maneviyat bütünlüğü içinde ele alınırdı. Hz. Ali'nin (r.a.) “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum” sözü, öğretmene verilen değeri gösterir. Osmanlı'da medreseler, sadece müderris yetiştirmiyordu; adâlet, merhamet, erdem ve sorumluluk sahibi insanlar yetiştiriyordu. Ne oldu da bu anlayış, yerini “test çözme teknikleri”ne bırakmıştır?

İslâm geleneğinde öğretmenlik, sıradan bir meslek değil, peygamber davasının yeryüzündeki devamıdır. Hz. Peygamber (s.a.v.) “Ben ancak muallim olarak gönderildim” buyurur. Vahyin öğretmeni peygamberse, toplumun öğretmenine verdiği değer, kendi imanının aynasıdır. Bu sebeple eğitimdeki zaaf, sadece akademik bir düşüş değil; aynı zamanda manevî bir körelmedir.

Sosyolojik perspektif açısından bakıldığında öğretmenin itibarı, milletin itibarına eşittir. Öğretmen saygınlığının yüksek olduğu ülkelerde; suç oranı 7 daha düşük, toplumsal güven A daha yüksek, gençlerin gelecek umudu P daha güçlüdür. Toplumun öğretmene bakışındaki saygı, kendi geleceğine duyduğu inancın göstergesidir.

Ahlâk ve sağlık perspektifi açısından bakıldığında, değerler eğitimi, fizikî sağlık kadar hayatidir. Son 10 yılda gençlerde; dijital bağımlılık `, obezite 2, depresyon E artmış. Bu artışların ortak sebebi, değerler eğitiminin zayıflaması, doğrudan temel değerler derslerinin olmaması ve aile-okul-toplum saygın zincirinin kırılmasıdır. Öğretmenlerin çoğu tükenmişlik sendromu yaşıyor.

Öğretmenin itibarının, erdeminin ve motivasyonunun çöküşüne bakıldığında; bir milletin öğretmeni yorgunsa, tükenmişlik sendromu yaşıyorsa, geleceği yorgundur ve kendini tüketir. Bir milletin öğretmeni değersizleştirilmişse, yarınları değersizleşmiştir. Bir milletin öğretmeni itibarsızlaştırılmışsa, nesiller itibarsızlaşacaktır.

Bugün öğretmen, öğrenci velisi karşısında savunma yapmak zorunda kalıyor, sosyal medyada linç edilme endişesi taşıyor, ekonomik ve moral açıdan yıpranıyor, meslekî saygınlık kaybı yaşıyor ve sistemin yükü altında nefes alamıyor ve ses çıkaramıyorsa öz gelişim, öz medeniyet yönünde değişim ve dönüşüm kaçınılmazdır.

Öğretmen, saygı görmediği bir ortamda sunulan maaştan önce “takdir”e muhtaçtır. Çünkü moral........

© İstiklal