menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Küresel Dönüşümün Eşiğinde Algı Çağından Hakikat Çağına

13 138
06.01.2026

İçinde yaşadığımız çağ, bilginin değil algının çağıdır. Gerçeklerin üstü örtülüyor. Hak, artık güçsüz; güç ise çoğu zaman haksız. Zenginleşen sistemlerin gölgesinde fakirleşen insanlık, “para var ama adâlet yok” cümlesinin içine sıkışmış durumda. Para konuşuyor, adalet susuyor. Silahlar konuşuyor, diplomasi susuyor; gücün dili yükselirken aklın sesi kısılıyor.

Bu tablo tesadüf değildir. Tarihin her döneminde hak ile bâtıl karşı karşıya gelmiştir. Fakat bugün fark şudur: Bâtıl, kendini meşru, hakikati ise marjinal göstermektedir. Algı yönetimi, modern dünyanın en etkili silahı hâline gelmiştir. Hakikatin üzeri gürültüyle bastırılıyor.

Medya, sosyal ağlar ve küresel söylem üretim merkezleri, hakikati değil algıyı dolaşıma sokuyor. Bir zulüm görmezden geliniyor, bir başka olay abartılıyor; kimlikler şeytanlaştırılıyor, zalimler normalleştiriliyor. Bu yüzden bugün en zor şey, doğruyu aramak değil; doğruyu savunmak.

Toplumlar da bu gürültüde yoruluyor. Sürekli maruz kalınan çarpıtma, duyarsızlık üretiyor. Ailede, eğitimde, kamusal hayatta adâlet ve hakkaniyet bilinci zayıflıyor. Hakikate karşı mesafe, çoğu zaman konfor alanını koruma isteğinden kaynaklanıyor.

Yaşanabilir dünya algılar çağında kaybolmuşken, insanlık gerçeğe, hakikate nasıl ulaşacak? "Hak geldi, bâtıl yok oldu" âyet-i kerimesi, bizlere bu karanlık tünelin sonunda mutlaka bir aydınlık olduğunu haber veriyor. Peki insanlık, o ışığı görmek için ne yapıyor?

Algılar çağının çarpık düzeninde ekonomik adaletsizliğe bakıldığında, Oxfam'ın 2024 raporuna göre, dünyanın en zengin %1'i, küresel servetin C'üne sahip. Afrika'dan yılda 100 milyar dolar, yasa dışı finansal akışla........

© İstiklal