Kültürel Emperyalizme Karşı İslâmî Kimliğin İmtihanı: Benzeyerek Kimliğini Kaybeden, İstikametini Kaybeder

Bilinmelidir ki, İslâm, sadece bir inanç beyanı değil; iman beyanıyla beraber kimlik, duruş, yaşayış ve istikamet dinidir. Müslüman olmak, “inandım” demekle başlar; fakat kime benzediğin, kimi örnek aldığın ve hangi değerleri yaşadığın, yaşattığın ile mana ve önem kazanır. İşte bu noktada İslâm fıkhında son derece önemli bir kavram karşımıza çıkar: Teşebbüh (benzemek).

Teşebbüh; inanç, ibadet, sembol, ritüel ve hayat tarzında başka din ve inanç mensuplarına bilinçli şekilde benzemeyi ifade eder. Bu mesele, tarih boyunca âlimlerin, üzerinde titizlikle durduğu; Kur’ân-ı Kerim ve Sünnet’te açık ikazlarla ele alınmış itikadî ve ahlâkî bir uyarıdır.

Kimliğini korumayan, benzeyerek kimliğini kaybeden, istikametini, yolunu kaybeder. Kur’ân-ı Kerîm ve hadis-i şerifler, Müslüman kimliğini bulanıklaştıran dostluk ve benzemelere karşı açık bir bilinç çağrısı yapar.

Resûlullah Hz. Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.), bu meseleyi çok daha açık bir ifadeyle ortaya koymuştur: "Kim bir kavme benzemeye çalışırsa o, onlardandır" buyurmuştur (Ebû Dâvûd, Libâs, 4). Bu, Sünnet’in ölçüsüdür. Bu hadis-i şerif, sadece bir giyim kuşam ikazı değil; bir medeniyet, kimlik ve varoluş tezahürüdür.

Peki bugün, Noel ağaçlarının ışıltısı altında, yılbaşı sofralarında, Batılı, Roma hayat tarzının her türlü taklidinde, Müslüman ülke halkları, yoksa "onlardan" mı olmaya başladılar? Bu hadis-i şerif, teşebbühün ahlâkî bir tercih değil, imanla ilgili bir mesele olduğunu gösterir. Buradaki “benzeme”; ticaret yapmak, komşuluk etmek, âdil olmak değildir. Bayramlarını kutsamak, dinî sembollerini sahiplenmek, inanç ritüellerini normalleştirmektir.

Bu sebeple İslâm âlimleri, gayrimüslimlere ait dinî bayramların kutlanmasını caiz görmemişlerdir. Çünkü bayram; bir inancın en güçlü sembolüdür.

Teşebbühün tehlikesi, büyük bir kimlik erozyonudur. Teşebbüh (benzemek), sadece dış görünüşle sınırlı bir mesele değildir. Bir Müslüman'ın, inanç ve amel noktasında İslâm'ın belirlediği sınırları aşıp, küfür ehlinin inanç, ibadet, bayram ve yaşayış tarzlarını benimsemesidir.

Kur'ân-ı Kerim açıkça emreder: "Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirinin dostudur. Sizden kim onları dost edinirse, o da onlardandır." (Maide, 51). Bu ayet-i kerime, sadece siyasî bir ittifakı değil, kalbî ve kültürel bir yakınlaşmayı, benzeşmeyi de yasaklar. İnsanî ilişkileri, adâleti veya birlikte yaşamayı yasaklamaz. Yasaklanan şey; inançta, aidiyette, yönelişte ve kimlikte erime, yani Müslüman duruşunun kaybolmasıdır. Kur’ân-ı Kerim’in emri nettir: Müslüman, merhametlidir; ama gayrimüslimin inanç ritüelinin parçası değildir.

Bugün en yaygın teşebbüh örneği, Noel ve yılbaşı kutlamalarıdır. Noel (25 Aralık), Hz. İsa'nın (a.s.) doğum günü değil, Roma paganlarının (putperestlerinin) "Yenilenmeyen........

© İstiklal