menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kayıp Bağların İhyası ve Huzurun Şifresi: Sevgiyle Kucaklaşan Aile, Ziyaretle Güçlenen Toplum

9 0
20.01.2026

İnsan, doğru ve sağlıklı ilişki kurarak iyileşen bir varlıktır. Sevgi, saygı ve ziyaret kültürü, kişinin psikolojik sağlığını, ailenin dayanıklılığını ve toplumun direncini artıran fıtrî unsurlardır. Aile merkezli ilişkiler zayıfladığında, toplumsal çözülme kaçınılmaz hâle gelir.

İslâm’da selâm, ziyaret, muhabbet ve güzel söz ibadet değerindedir. Aile içi huzur ve aileler arası dostluk; sadece sosyal bir tercih değil, dinî bir sorumluluktur. Sağlıklı toplum, ahlâklı kişi ve huzurlu aileyle başlar.

Günümüzde ben merkezli ferdîleşme/kişiselleşme ve hareketler, dijital yalnızlık ve güvensizlik, aile bağlarını ve komşuluk ilişkilerini zayıflatmıştır. Oysa sosyal sermayesi güçlü toplumlar, krizlere daha dayanıklıdır. Ziyaret, paylaşım ve pozitif iletişim bu sermayenin temelidir.

Bir zamanlar kapılar ardına kadar açıktı, evler sevgiyle doluydu. Komşudan gelen taze ekmek kokusuyla, akrabaların ziyaretiyle şenlenen sofralarda hikmet ve muhabbet konuşulurdu. Modern hayatın hızı ve dijital dünyanın sanal bağları bu sıcak dokuyu adeta unutturdu. Sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir toplum inşa etmenin anahtarı, unuttuğumuz bu kadim aile ve dostluk bağlarını yeniden ihya etmekten geçiyor?

Eskiden ziyaret vardı, sohbet vardı, gönül bağı vardı. Bugün “vakit yok” deniyor ama kalabalıklar içinde yalnızlaşılıyor. Oysa aile dostlukları, karşılıklı ziyaretler ve gönül paylaşımları; insanın ruh sağlığını besleyen en güçlü kaynaklardandır.

İslâm kültüründe ziyaret, selâm ve ikram; sevabı olan, gönül onaran davranışlardır. Sosyolojik olarak bakıldığında ise bu ilişkiler, toplumsal güveni ve dayanışmayı artırıyor. Yapılan araştırmalar, düzenli sosyal etkileşimi olan kişilerde depresyon ve kaygı oranlarının belirgin biçimde düşük olduğunu gösteriyor.

Tarih boyunca sağlam medeniyetler, sağlam aile yapıları üzerinde yükselmiştir. Osmanlı toplumunda mahalle kültürü, akrabalık bağları ve komşuluk ilişkileri, kişinin sadece maddî değil, manevî ve sosyal ihtiyaçlarını da karşılayan bir güvenlik ağı oluşturuyordu. Aile dostu ziyaretleri, sadece bir nezaket göstergesi değil; bilgi, tecrübe ve değer aktarımının en canlı mektebiydi. Bugün ise insanların komşularıyla haftada ortalama 17 dakikadan az iletişim kurduğunu gösteriyor. Sosyologlar, bu sosyal bağların zayıflamasını modern dünyanın en büyük "güven krizi" olarak tanımlıyor.

İnsan beyni ve psikolojisi, içinde bulunduğu sosyal çevreden derinden etkilenir. Pozitif, sevgi dolu, güven veren ilişkiler içinde olan kişilerde stres hormonu (kortizol) seviyesi düşer, mutluluk hormonları (serotonin, oksitosin) artar. Sosyal izolasyon, sigara içmek veya obezite kadar ciddî........

© İstiklal