İnsanı Kurtaranlar ve Mahvedenler: Kurtuluş Haritası ile Mahvedici Tehlikeler Arasında Manevî Bir Muhasebe |
İnsanın manevî yolculuğu, bir denizde seyreden gemi gibidir. Kimi fırtınalardan kurtulur, kimi dalgalara kapılıp batar, kimileri derecelerle yükselir, kimileri de güvertesindeki lekeleri temizler. Bu kadim yolları unuttuğumuzda, ruhumuzun gemisi nereye sürüklenir?
İnsanın şahsî ve toplumsal hayatta selâmeti; kurtarıcı ahlâk ilkeleriyle mahvedici zaaflar arasındaki mücadeleyi doğru yönetmesine bağlıdır. Bu, sadece ferdî bir takvâ meselesi değil; toplumların ayakta kalma meselesidir.
Elbette kurtaran kurtuluş reçeteleri mevcuttur. Allah korkusu (haşyet, ittika), adalet ve şükür... Bu üç kurtuluş yolu, ferdî ve toplumsal yıkımdan korunmanın temelidir. Allah korkusu, yalnızca cezadan korkmak değil, sevdiğini incitmekten duyulan derin saygı ve çekinmedir. Bir toplumda bu duygu zayıfladığında, haksızlık, yolsuzluk ve adaletsizlik normalleşir. Yolsuzluğun en yüksek olduğu ülkelerde güven endeksi 0'un altına düşmektedir. Elindekilerin kıymetini bilmek (şükür) ise tüketim çılgınlığına karşı en güçlü panzehirdir. Dünya nüfusunun en zengin %1'i, küresel servetin E'ine sahipken, şükürsüzlük ekonomik uçurumu derinleştirmektedir.
İnsanın içinde gizli yıkıcılar vardır. Modern çağın en büyük tuzakları, aşırı cimrilik, nefse tapınma, kibir ve heva-hevese esir olmaktır. Psikoloji araştırmaları, narsisizmin son 30 yılda 00 arttığını gösteriyor. Sosyal medyadaki "kendini beğenmişlik krizi", nefsi putlaştırmanın dijital tezahürüdür. Heva-hevese uymak, kapitalizmin sürekli "daha fazlasını" dayatan sisteminin tam kalbinde yer alır. Dünyada obezite ile mücadele edenlerin sayısı (2 milyar), açlık çekenlerin sayısını (800 milyon) katlamış durumda. Bu, hevanın insanların bedenlerini ve kaynakları nasıl ele geçirdiğinin acı bir delilidir.
Bunun ötesinde derece, derece yıldızlara uzanan manevî merdiven vardır. Selamı yaymak, yemek yedirmek ve teheccüd namazı... Bu üç amel, sıradanlıktan sıra dışı bir manevî dereceye yükselişin yoludur. Selam, dijital çağda kaybettiğimiz insani bağın anahtarıdır. Araştırmalar, şehirlerde komşularını tanımayanların oranının @'ı aştığı gösteriyor. Yemek yedirmek, en temel sosyal güvenlik ağıdır. Türkiye'deki vakıf geleneği, bunun tarihteki en güzel numunesidir. Teheccüd ise gecenin sessizliğinde yalnızca Yaratan'ın huzuruna çıkışın, gündüzün karmaşasından arınışın zirvesidir.
Selâmın yayılması, paylaşma kültürü, ibadet disiplini ve cemaat bilinci; sadece uhrevî derece kazandırmaz, toplumsal güveni, huzuru ve dayanışmayı da inşa eder. Manevîyat, toplum mühendisliğinden daha güçlü bir inşa aracıdır.
Ruhun detoksu da vardır. Soğuk su ile abdest, cemaatle namaz ve vakit beklemek... Bu ameliyeler, günahların pasını temizleyen manevî bir arınma sürecidir. Soğuk su, sadece bedeni değil, bencillik ve gaflet sıcaklığını da soğutan bir terapidir. Cemaatle........