Arius'tan Günümüze Aryanizm ve İslâm'ın Tevhid Hakikati Karşısında Hıristiyanlığın Sessiz Dönüşümü |
MS. 325 yılında, İznik'te toplanan konsül salonunda, imparatorluk siyaseti ilahiyata müdahale etti. Arius adlı İsevî bir din adamı, "İsa yaratılmıştır, Tanrı değildir" dediği için susturuldu. Oysa onun savunduğu, bir tevhid inancıydı: Tek bir Yüce Yaratıcı. Bu ses, 1700 yıl sonra bile, bugün milyonlarca insanın yüreğinde yankılanmaya devam ediyor.
Arius, İskenderiye'de yaşayan bir teologdu. Savunduğu fikir devrimci değil, vahye dayalı İbrahimî geleneğin sade gerçeğiydi: "Allah birdir, yaratılmamıştır. İsa, O'nun yarattığı bir kul ve peygamberidir. Bu, İncil'deki "Baba benden büyüktür" (Yuhanna 14:28) ve "Tek gerçek Tanrı sensin" (Yuhanna 17:3) gibi ifadelerle uyumluydu. Ancak Roma İmparatoru Konstantin, siyasî birliği sağlamak için tek bir "resmî din" formülüne siyasî ihtiyaç duymuş. İznik Konsili'nde, Arius'un görüşleri "sapkınlık" ilan edilmiş ve "Baba ile Oğul aynı özdendir" (Homoousios) dogması, kral müdahalesi ve devlet gücüyle Hristiyanlığın merkezine yerleştirilmiştir. Böylece, Hristiyanlık dünyasında siyaset, tevhidi Hristiyanlık dünyasından çoğunlukla tasfiye etmiştir.
Tarih bazen öyle sahneler kurar ki, hakikat en gür sesiyle konuşur da iktidarın gürültüsünde kaybolur. Arius’un 4. yüzyılda söylediği cümle de böyleydi: “Allah tektir; İsa O’nun kuludur.” Bu söz, bir imparatorluğun siyasetiyle susturulmuş olabilir; fakat insan aklının, vicdanının ve fıtratının derinlerine işlenmiş tevhid gerçeğini susturmaya yetmedi. Çünkü insanın içinde doğuştan bir tevhid sezgisi vardır: Bir olan Yaratıcıyı arama sezgisi. Arius’un çağrısının bugün yeniden duyuluyor oluşu da bunun işaretidir.
Bugün milyonlarca Hristiyan, İncil’i kendi diliyle okuyup şu soruyu soruyor: “İsa gerçekten Tanrı mıydı, yoksa Tanrı’nın gönderdiği bir kul mu?” Bu soru, yalnızca teolojik bir tartışma değil; insanın kendisiyle, aklıyla, vicdanıyla ve vahiy geleneğiyle yüzleşmesidir. Çünkü Hz. İsa’nın Tanrı sayılmasıyla ilgili bütün dogmalar, Arius’un döneminden yüzlerce yıl sonra, siyasî ihtiyaçlar ve konsül kararlarıyla oluşturulmuştur. Arius bunu görmüş ve açıkça söylemiş: “Baba (Allah) tektir; Oğul (İsa) yaratılmıştır.” Bu, akla da uygundur, vahye de.
Günümüzde Aryanizme bakıldığında, siyasetin susturamadığı bir akıl söz konusudur. İznik'te susturulan bu akıl, tarih boyunca hiç ölmemiş. Bugün, Arius'un mirasını taşıyan topluluklar, dünyada on milyonlarca mensubu olan canlı bir gerçektir: Yehova Şahitleri, yaklaşık 8.5 milyon aktif mensubuyla, Hz. İsa'nın yaratılmış olduğunu ve Kutsal Ruh'un Tanrı'nın aktif gücünden ibaret olduğunu savunuyotr. Bu, Aryanizmin modern tezahürüdür. Unitarian (Tek Tanrıcı) Hristiyanlar, Teslis'i tamamen reddediyor ve Hz. İsa'yı ahlâkî bir önder ve peygamber olarak görüyotr. Bu hareket, özellikle entelektüel çevrelerde yayılıyor. Christadelphianlar gibi daha küçük topluluklar da aynı tevhidî çizgiyi sürdürüyor.
Pew Research anketleri, Batı'da yaşayan genç Hristiyanların @'a yakınının Teslis doktrinini anlamakta zorlandığını veya şüpheyle yaklaştığını gösteriyor. Zira akıl basit bir soru soruyor: "Ezelî ve mutlak bir Yaratıcı, nasıl 'Oğul' sahibi olabilir? Nasıl çarmıhta acı çekip ölebilir?" Arius'un 4. yüzyıldaki itirazı, bugün milyonların zihnindeki sorgulamadır.
Bugün Amerika’dan Avrupa’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada, “Tek Tanrıcı Hristiyanlık” (Unitarianism), “Yehova Şahitleri”, “Christadelphians” ve “Non-Trinitarian” topluluklar giderek büyüyor. Çünkü Teslis aklen izah edilemiyor, Arius’un söylediği ise aklın da mantığın da vicdanın da kabul ettiği yalın bir gerçeklik olarak ortada duruyor.
Günümüzde yapılan araştırmalara göre, ABD’de de genç Hristiyanların 2’si Teslis’i mantıksız bulduğunu söylüyor. Avrupa’da yapılan bir........