No Kings

Bir aydır devam eden savaşın etkisi Orta Doğu da kalmayıp Dünyayı etkiler duruma gelmesi Uluslararası ilişkilerde yeni safhaların açılmasına neden olmuştur. Dünya da varoluş amacı düzen sağlamak olan kurumların çalışmadığı; mazlumlar üzerine uygulanan siyasetlerde yetersiz kalma özelliği, çifte standardına hız kesmeden devam etmektedir. Tek fark sesler uğultulara, uğultular şikayetler evrilmektedir.

Bir ülkenin yönetim kadrosunun da yer alan önemli otuzun üzerinde yöneticinin öldürülmesine rağmen savunma hattını yıkamamış olmak gibi bir hayal kırıklığının üzerine, operasyona konu olan ülkede halk sokağa döküp protestolar ile rejim değişikliği öngörüsüzlüğü de tutmamış, tam tersi kendi ülkesinin protestocuları ile karşı karşıya kalınmıştır. Amerika da yaşanan bu protestoları Dünya dikkatle takip etmekte, dünyanın başına bela olan İsrail’i desteklemekten kademeli olarak vazgeçmektedir. Parasal engeller ve ticari anlaşmalar masa altından devam ettirilmeye çalışılsa da ülke yönetimleri artık varlık tehdidi olarak görmeye başlamış, yeşil kürenin yaşanabilirliğinin sorgulanması sebep olan ilk kez kendi refahlarının tehlikeye girmesi olsa da güçlünün sözde haklılığının yıkılmaya başladığını izlemekteyiz.

İran bu savaşa var olma sebebi olan İsrail’e rağmen uzun süre hazırlanmış her türlü ambargoya rağmen farklı devletlerden aldığı destekleri yerinde kullanmayı bilmiştir. İç siyaset dengelerine dış müdahalelere rağmen korumayı başarmıştır.

Daha vahim olanı Amerika açısından ayarlama yapmaya çalıştığı ve toplum mühendisliği ile bazı sinir uçlarına temas ederek, lider kadrosu kalmayan İran’ı kolay lokma sanmasıdır. İçerde başlayan kral istemiyoruz protestoları, planların hatalı yanlarını ortaya koymaktadır. Nezaket ve edepten yoksun bir dil ile dış politika yönettiğini zanneden, parasal kaygılardan saldıracak sınır tanımayan Trump yönetimi bir bataklığa saplandığını yeni fark etmiştir.

Kara harekâtı söylemine geçilmesinin ve niyetin işgal olmadığı ısrarla belirtmenin sebebi tam da budur. Sözde sorun oluşan Hürmüz Boğazını açmak üzere yapılacak harekâtın sebebini İran’mış gibi göstermek acziyetin aşikara dönüşmesindendir. Dünyanın sahibi sanan Siyonist aklın kukla yönetimleri de kendilerini dünyanın sahibi sanma gafletine düşmüşleridir. Savaşın okyanus ötesinde askeri üsleriniz olsa dahi tam hakimiyeti sağlayamayacağı ve tehditlerin sivil halkı bezdirip yönetimlerini baskı altına alma çabası sonuçsuz kalacaktır. Dünya enerji ile olan krizi birkaç ay daha idare edecek minvalde sabredebilir. Ama Amerikan ve İsrail hoyratlığına tahammülü kalmamıştır. Arap Dünyasına sıçratmaya çalışılan savaş, aklı başında olan ülkelerin katılmaması gerçeğini ortaya koymaktadır. Kim Amerika yanında yer alırsa kaybeden tarafı seçmiş olur. Eski dünyada ilan ettikleri kendilerini haklı gösteren sebeplere inanacak bir kitle artık kalmamıştır.

Nükleeri bahane ederek başlatılan bu harekatların sonunda nükleer kullanacaksa yine Amerika ya da İsrail cephesi olacaktır.

İran’a düşen ise itidal ile savunmasını sürdürme, şiddet artışlarında en az sivil kayıp hassasiyetini düşünerek, karşı saldırılara devam etmesidir. Körfez ülkeleri deniz yolu harici kendi ulaşımlarını ikame edecek yeni bir yol çizmeli, bu denklem dışında kalmalıdır.

Mevcut koruma vaadi ile milyonlarca dolar ödedikleri güvenlik şirketinin başı şu an patronla beladadır.

Kral; parasal açığı kapatacak yeni yol arayışı Hürmüz Boğazı’nda düğümlenmiştir. İran’a petrole giderken, eldeki körfezden olmak üzeredir.


© İstiklal