EĞİTİMİN KANAYAN YARASI: OKULDA ŞİDDETİN PSİKOPATOLOJİSİ
Saygıdeğer okurlarım, kıymetli yetkililer, saygıdeğer anne-babalar ve eğitim sevdasını yüreğinde taşıyan meslektaşlarım;
Bugün kalemimi kağıda değil, adeta bir yaraya dokunur gibi vuruyorum. Bir psikoterapist, bir eğitimci ve bir aile danışmanı olarak kalbim sızlıyor. İstanbul Çekmeköy’de, henüz hayatının ve mesleğinin baharında olan Fatma Nur Çelik öğretmenimizin, kendi öğrencisi tarafından bıçaklanarak hayattan koparılması haberiyle sarsıldık. Bu sadece bir "asayiş haberi" değildir; bu, toplumun ruh sağlığının imdat çığlığıdır.
Gelin, bu acı olayı Prof. Dr. Ekrem Çulfa perspektifiyle; hem psikolojik derinliğiyle hem de akademik bir disiplinle (APA kuralları çerçevesinde) mercek altına alalım. Okulda can güvenliği nasıl sağlanır? Bir evlat nasıl bir "katile" dönüşür? Ve biz nerede hata yaptık?
Sizlerle bugün sadece bir köşe yazarı olarak değil, bir aile danışmanı ve psikoterapist gözüyle, ruhumuzun en derin yerinden yaralandığımız o noktayı konuşacağız. İstanbul Çekmeköy’de gencecik, hayat dolu Fatma Nur Çelik öğretmenimizin bir öğrencisi tarafından hayattan koparılması, toplum olarak hepimizin aynaya bakıp "Biz nerede hata yaptık?" demesini gerektiren bir kırılma noktasıdır.
Bir evlat nasıl olur da eline bıçak alıp kendisine ilim irfan öğreten elin canına kasteder? Bu analizimizde, olayın sosyo-psikolojik kökenlerinden okul güvenliğinin teknik detaylarına kadar her şeyi Prof. Dr. Ekrem Çulfa ekolüyle, sevgi ve disiplin harmanıyla inceleyeceğiz.
1. BÖLÜM: AİLE DİZİMİ VE "SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK" PSİKOLOJİSİ
Bir çocuk katil doğmaz; bir çocuk, içinde sevgi ve güven boşluğu olan bir iklimde "suça sürüklenir". Çekmeköy'deki 17 yaşındaki gencin profiline baktığımızda, karşımıza çıkan tablo aslında bir "duygusal........
