Pasifik'ten Balkanlar'a: Türk Savunma Ekosisteminin Yeni Jeopolitiği |
***
Küresel güvenlik mimarisi yeniden şekillenirken, aktörler yalnızca askerî güçlerini değil; savunma ekosistemlerini ve jeopolitik inşa kapasitelerini de yeniden tanımlıyor/şekillendiriyor. Bu süreçte ortaya konan güvenlik mimarileri dost ve kardeş ülkelere ihraç edilebilen, sürdürülebilir ve bütüncül sistemler üzerinden yeni bir denge üretme potansiyeli taşıyor. Türkiye de bu yeni dönemde önemli bir savunma sistemleri ihracatçısı ülke konumunda ve her hamlesi ile dengeleri/jeopolitik güç çarpanını etkileyen küresel oyun kurucu bir aktöre dönüşmüş durumda.
Türk savunma sanayii sahip olduğu asırlık tecrübe ve köklü geleneği ile insansız sistemlerden hava savunmasına, elektronik harpten ortak üretim modellerine kadar uzanan geniş bir yelpazede klasik “tedarikçi ülke” rolünü geride bırakarak stratejik ekosistem kurucu bir aktöre dönüştükçe oyun kurmaya devam ediyor. Japonya’dan Kosova’ya, Pasifik’ten Mavi Vatan’a uzanan son gelişmeler, bu dönüşümün eş zamanlı ve çok katmanlı bir güvenlik paradigmasına işaret ettiğini gösteriyor.
Pasifik’te Türk İmzası: Japonya’nın TB2/TB3 Tercihi ve Yeni Caydırıcılık Dili
Bir deniz ülkesi olan Japonya’nın Çin tehdidine karşı Bayraktar TB2 ve TB3’ü tedarik etme planını değerlendirmeye alması, bir platform tercihi olmanın ötesinde bir doktrin değişimine işaret etmekte ve stratejik bir karar niteliği taşımaktadır. Türkiye’nin TCG Anadolu ile dizayn ettiği, dünya denizlerinde otonom kuvvet aktarım kabiliyetine imkân sunan deniz havacılığı konsepti ise Bayraktar TB2/3 ile entegre ve müşterek kabiliyet yeteneği sayesinde sahada rüştünü ispat etmiş yeni bir deniz harbi yaklaşımı olarak Japonya’nın radarına girmiş durumda. TCG Anadolu’da fiilen kanıtlanan TB3 kabiliyeti, Japon donanmasının Izumo ve özellikle Hyūga sınıfı gemileri için yeni bir güç çarpanı anlamına geliyor.
Japonya’nın Bayraktar TB2/3 tedarik planı kapsamında Tel Aviv merkezli Heron-2 İHA’larını rafa kaldırması Türkiye’nin savunma sanayiinde sistem ve doktrin ihraç eden bir aktör konumuna yükseldiğini gösteriyor. Gururlanıyoruz, çünkü modern muharebe sahasında multi-domain (çoklu alanlar) kapsamında teknolojik üretim kabiliyeti kadar sürdürülebilirlik, maliyet-etkinlik ve operasyonel uyumluluk (entegre ve müşterek kabiliyet inşası da) kritik kriterler arasında. Yani Türkiye artık yalnızca sistem/platform geliştiren bir ülke değil, doktrin ve ekosistem inşa eden bir........