Suçun Yeni Sahnesi: Ekran
Türkiye’de suça sürüklenen çocuklar meselesi artık yalnızca sokakla açıklanabilecek bir başlık değil. Sokak hâlâ var; ama sokağın vitrini değişti. Artık suçun sahnesi cep telefonunun ekranı. Beğeni sayısı, izlenme grafiği ve takipçi artışı; bazı gençler için başarı ölçütüne dönüşmüş durumda.
Özellikle 13–18 yaş aralığında kimlik arayışı en yoğun dönemini yaşıyor. Bu yaşta çocuk; ait olmak, görünmek, fark edilmek istiyor. Eskiden mahallenin en “güçlü” ya da en “popüler” çocuğu olmak bir ölçüttü. Şimdi ise dijital mahallede “trend” olmak var. Bir video akımı, bir meydan okuma, bir sokak gösterisi… Hepsi birkaç saniyelik görüntüye sığıyor ama genç bir zihinde bıraktığı etki çok daha uzun sürüyor.
Sosyal medyada bazı içerikler, suçu doğrudan teşvik etmese bile onu romantize ediyor. Sokak kültürü, kabadayılık, yasa dışı hareketler; müzikle, efektle, filtreyle süslenince bir “karizma paketi” gibi sunuluyor. Oysa gerçekte olan; gözaltılar, sabıka kayıtları, eğitimden kopuş ve aile dramları. Fakat........
