Türkiye-Körfez Ortaklığının Stratejik Derinliği

Küresel siyasetin fay hatlarının yerinden oynadığı, Avrupa’nın kendi bağımsızlık sancılarıyla boğuştuğu ve Orta Doğu’da eski statükoların yerle bir olduğu 2026 dünyasında, Türkiye’nin Körfez ile olan münasebeti artık basit bir “normalleşme” hikâyesinden çok daha fazlasını ifade ediyor. Bugün karşımızda, ideolojik çekişmelerin yerini rasyonel güç paylaşımına bıraktığı, “Yeni Suudilik” vizyonu ile Türkiye’nin bölgesel derinliğinin kesiştiği hibrit bir denklem var.

Suudi Arabistan’ın 2018 sonrası içine girdiği içe dönük dönüşüm süreci ve Vizyon 2030 hedefleri, Riyad’ı bölgenin tüm yükünü tek başına sırtlanmaktan vazgeçirirken; Türkiye, bu yeni kurguda güvenliği sağlayan, savunma sanayisiyle teknoloji transfer eden ve devlet dışı aktörlere karşı statükoyu tahkim eden vazgeçilmez bir “denge unsuru” olarak konumlanıyor.

​Bu yeni denklemin en somut ve stratejik omurgasını hiç şüphesiz Kalkınma Yolu Projesi oluşturuyor. Basra Körfezi’ni Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayan bu hat, sadece ticari bir koridor değil; aynı zamanda Türkiye ile Körfez sermayesini jeopolitik olarak birbirine mühürleyen bir “kader birliği” projesidir. Suudi Arabistan’ın petrol dışı ekonomi arayışı ve Türkiye’nin lojistik üs olma vizyonu, Kalkınma Yolu........

© İstiklal