Süper Güçlerin Gölgesinde Türkiye’nin Stratejik Yükselişi

Küresel sistem, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan kurumların ve ittifakların miadını doldurduğu, güç dengelerinin ise her sabah yeni bir belirsizlikle uyandığı tarihi bir kırılma noktasından geçiyor. ABD, onlarca yıldır inşa ettiği liberal dünya düzeninin "jandarmalığını" bir kenara bırakarak, kendi iç dengeleri ve korumacı politikalarıyla öngörülemez bir içe kapanma ya da hırçın bir ikili dayatma sürecine girdi. Diğer tarafta ise Çin, ekonomik devliğini askeri ve teknolojik bir hegemonya ile taçlandırmaya çalışırken, uluslararası kuralları kendi otoriter ajandasına göre yeniden yorumlayan bir "alternatif kutup" olarak yükseliyor. Bu iki devin arasındaki rekabet artık sadece ticaret savaşlarıyla sınırlı değil; teknolojik standartlardan deniz rotalarına, uzay hakimiyetinden ham madde erişimine kadar her alanı kutuplaştırıyor. Süper güçlerin bu denli savrulduğu ve küresel güvenin buharlaştığı bir ortamda, dünya artık iki devin gölgesinden kurtulmaya çalışan, kendi kaderini tayin etmek isteyen "orta güçlerin" stratejik manevralarıyla yeniden şekilleniyor.

​Küresel siyasetin tektonik levhaları yerinden oynarken, karşımızda duran tablo sadece bir güç mücadelesi değil aynı zamanda bir "stratejik boşluk" dönemidir. ABD’nin kurallara dayalı düzenin gardiyanlığından emekli olup daha hırçın bir korumacılığa evrildiği, Çin’in ise güven........

© İstiklal