Tekfircilere karşı nasıl tavır almalıyız |
Ülkemiz Müslümanlarının özelliklede bazı cemaat ve toplulukların temel yanlışlarından biri de İslam kardeşliğini merkeze almaları gerekirken “kendilerini hak”, kendi dışındakileri de “haktan ayrılmış” olarak nitelendirmeleridir.
İşte bu anlayış İslam birliği ve kardeşliğinin önündeki en büyük engeldir. Bu anlayış sürdüğü sürece iddia ediyorum, Müslümanlar tarihinde olmadığı ölçüde zarara uğrayacaklardır.
Ayrıca, bu durumun Allah(cc) indinde çok büyük mesuliyeti olduğu hesaba katılmalıdır.
Genel olarak Müslüman topluluklar arasında aşırıya kaçmadan birbirlerini dışlama eğilim ve söylemleri olmakla birlikte çok aşırıya kaçan ve ülkemizde gizli ve yaygın olarak faaliyetlerini sürdüren “TEKFİRCİLER” üzerinde kısaca durmaya çalışacağım.
Tekfircilik (Arapça tekfir: “birini kâfir ilan etme”), bir kişinin ya da grubun başka Müslümanları İslam dışı sayma eğilimini merkezine alan aşırı ve dışlayıcı bir düşünce tarzıdır.
İslam’da tekfir çok ağır ve istisnai bir hükümdür; bu yüzden ehli sünnet âlimlerinin çoğu, keyfî tekfiri yanlış ve tehlikeli görmüştür.
Tekfirci anlayışın temel özellikleri;
Dini, kendi yorumlarıyla sınırlar; farklı mezhep ve görüşleri kabul etmez; büyük günah işleyenleri veya farklı düşünenleri “dinden çıkmakla” suçlar; kendilerini “hakikatin tek temsilcisi” olarak görürler; karşısındakilere söz hakkı vermez, tahakküm altına almaya çalışırlar.
Dini, “bozulmalardan arındırma” iddiasıyla tek bir doğru anlayışı dayatırlar; kimin “Müslüman” sayılacağına karar vererek sosyal/dini güç elde etmek........