Zulmün Kıskacındaki Dünya İslam’ı Bekliyor -7
“Beşerî İdeolojileri Din, Kurucularını da İlah Gibi Addetmek”
Zarurete binaen ara verdiğimiz “Zulmün Kıskacındaki Dünya İslam’ı Bekliyor” adlı serimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Bu yazımızda yeryüzündeki zulmün ana sebebini teşkil eden “sahte ilahlar ve dinler” konusu çerçevesinde “beşerî ideolojileri” konu edineceğiz.
I- Beşerî İdeolojiler Yapay Birer Dindir
Evet, hemen baştan ifade edelim ki, beşerî ideolojiler aslında bir din telakkisidir. Onların noksansız ve hatasız kabul edilen kurucuları / ideologları da sahte birer ilah anlamına gelmektedir. Neden böyle olduğunu sosyalizm/ komünizm ve liberalizm/ kapitalizm örnekleri üzerinden izah edeceğiz.
Ama konuya “ideoloji” teriminin tahliliyle başlayalım.
“İde” fikir, “loji” de ilim demektir. Buna göre “ideoloji” fikir ilmi veya sistematik dünya görüşü manasına gelir.
Bunun pratikteki karşılığı bir kimseyi hatasız, kusursuz görmek, onun görüşlerini mutlak doğru kabul etmek, bu görüşlerin tatbikini hayatın gayesi saymak ve kendini buna adamaktır. Bunu yapan kişi, adını böyle koysa da koymasa da, peşine gittiği ideolojiyi kendine sahte bir din edinmiş olur. Elbette bu bir sapkınlıktır.
Beşerî ideolojiler esasen muharref Hıristiyanlığa tepki olarak zuhur etmiştir. Muharref Hıristiyanlığın ortaya çıkardığı birtakım hurafeler ve bu hurafelerle fenni ilimler arasındaki çelişkiler, batı insanını Hıristiyanlık dışında bir arayışa sürüklemiştir.
Hâlbuki batı -haklı olarak- Hıristiyanlık dışında bir arayışa koyulduğunda pekâlâ İslam nimetiyle şereflenebilirdi. Ama bunu yapmadı.
İspanya’da hüküm süren Endülüs İslam Devleti vasıtasıyla İslam’la çok yakınlaştı; ama onun kıymetini takdir edemedi.
Dahası, Haçlı zihniyeti sebebiyle Fransa’nın öncülüğünde çevrilen entrikalar ve yapılan savaşlar yoluyla Endülüs İslam Devleti tarih sahnesinden silindi ki bu batının ayağına kadar gelen İslam nimetini tepmesi anlamına gelir. Böylece batı insanı İslam’a sırtını dönmüş; onu anlamaktan uzaklaşmış; dünyevî ve uhrevi mutluluğunu temin edecek bu ilahi nizamdan mahrum kalmış oldu.
Batıda aydınlanma çağı, Rönesans ve Reform hareketleri ve daha sonra da 1789 Fransız İhtilaliyle materyalist felsefeye kanat açılmıştır. Bunun neticesi olarak ilimlerde “pozitivist” felsefe ve onun “determinizm” prensibi felsefenin metodolojisi kabul edilmiş, bu da batıyı ateizme / dinsizlik felaketine sevk etmiştir.
Böylece Hıristiyanlıktan kaçan batı insanı, İslam’a peşin fikirle ve şartlanmış olarak yaklaşması sebebiyle, İslam’ı da tavır aldığı Hıristiyanlıkla aynı kefeye koyarak “din” mefhumuna toptan savaş açmıştır. Sonuçta batıda materyalist felsefe hâkim olmuş ve bu felsefe yukarıda örnek olarak zikrettiğimiz iki beşerî ideoloji ve sisteme öncülük etmiştir: Sosyalizm/ komünizm ve liberalizm/ kapitalizm.
Bu ideolojilerin muhtevasına geçmeden evvel, bunların sahte birer din, kurucularının da sahte ilahlar olduğu tespitimize tekrar vurgu yapmak istiyorum:
Bilinmektedir ki insan, yaratılış gayesi istikametinde Allah’ın vazettiği dine uymak, böylece Cenâb-ı Hakk’ı noksan sıfatlardan münezzeh, kemal sıfatlarla muttasıf yegâne ilah, Rab kabul etmekle mükelleftir.
Bundan içtinap etmek, başka din ve ilah aramak anlamına gelir. Bu yaklaşımın batıllığı ortadadır. Zira insan, nakıs hali, sınırlı ve devamlı yanılan aklıyla hemcinsine din vazedemez. Şayet bunu yapmaya kalkışırsa ilahlık taslamış olur.
İşte ideolojilerde yapılan tam olarak budur. Her ideoloji; fikir ve uygulama anlamında hayata hâkim kılmak için bir sistem oluşturur. Her ideolojinin siyasi, iktisadi, askerî, kültürel ve sosyal hayatı disiplin altına almak istediği de bilinen bir gerçektir. Keza her ideoloji kâinat olaylarını, hayatın manasını ve insanın konumunu mutlaka tanımlamak zorundadır ki buna da doktrin denir.
Şimdi örnek vereceğimiz iki ideolojiden ilkine geçebiliriz:
II- Liberalizm / Kapitalizm
Hepimizin malumu olduğu üzere bugün dünyada ekonomik görünümlü iki ideolojik sistem vardır. Bu sistemler aslında ideolojik bir yapılanmanın tatbikî şekli olarak ortaya çıkmıştır. Ama birçok insan gaflete gelerek bu sistemleri sadece ekonomik boyutlu düşünür. Bu bir yanılgıdır. Zira ekonomik görünümlü bu iki sistemin de ideolojik boyutu........
