menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zulmün Kıskacındaki Dünya İslam’ı Bekliyor – 4

10 0
08.04.2026

Bu başlık altındaki serimizin, okumakta olduğunuz 4. yazısından itibaren, dünyadaki zulmün ana sebebinin batıl ve asılsız tanrı kabullerinden kaynaklandığını, dolayısıyla da bu zulmün engellenmesinde en etkili âmilin doğru iman / gerçek Allah inancı olduğunu anlatmaya çalışacağız.

I- Âlemde Mutlak Hâkimiyet Allah’ındır, Sahte Mabudlar Yok Hükmündedir

Allah’ın kâinat üzerinde mutlak hâkimiyet ve otoritesi vardır. Onun bu hâkimiyet ve otoritesinin tanınması, dünyada hak ve adalete dayalı bir düzenin kurulmasında en etkili amildir. Bu hakikatin önemi, ancak İslam’ın tevhid akidesi ve buna bağlı tevhid ilmiyle anlaşılabilir. Yüce Allah’ın âlemlerdeki hâkimiyetini ve mutlak otoritesini kalplere ve idraklere yerleştiren, İslam’ın tevhid akidesidir.

Konumuz olan yeryüzündeki zulmün önlenmesi açısından en güçlü yaptırım, gerçek Allah inancı ve buna bağlı olarak, ahirette iyi kötü bütün amellerin hesabının görüleceği şuurudur.

İnsanlar fıtratın gereği ekseriyetle ölümden sonra bir hayat olduğuna inanırlar. Ama mesele bu inancın İslam’ın tevhid akidesiyle mutabık olup olmamasıdır. Ahirete inandığını söylediği halde ahiret yokmuş gibi dünya odaklı yaşamak, bir başka deyişle ahiret inancının davranışlar üzerinde etkili olmaması, genel manada büyük bir marazdır ve de büyük gaflet ve aldanıştır.

Bu maraza yakalananların halini anlatan Kuran ayetlerinden biri mealen şöyledir:

“İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Hâlbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler.” (Enbiya: 1)

Ahiret hayatına inanmayanlar veya bu inancı tereddütle karşılayıp dünya hayatından ve kendi işlerinden memnun ve razı olarak yaşayanlar hakkında şu ayet-i kerime ne kadar da manidardır:

“Şüphesiz, ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.” (Neml: 4.)

İmanın altı esası ve inanılması gereken bütün hususlar şart, elzem ve bağlayıcı olmakla birlikte; insanda Allah’a gerçek manada iman ve ahirette hesap verme şuuru olmadığı müddetçe, bu kişi bütün yaptıklarının yanına kâr kalacağını düşünür; zulümden uzak durma konusunda bir hassasiyeti olmaz. Nefsi onu tahrik eder, şeytan da yaptıklarını ona güzel gösterir. İşte bugün dünyada ayyuka çıkmış zulmün sebebini tam da burada, yani Allah’a hakkıyla iman ve ahiret muhasebesinin olmayışında aramak lazımdır.

Karşı Karşıya Olduğumuz İki Büyük Gerçek

Burada iki büyük gerçekle karşı karşıyayız.

Bir: Allah katında tek hak din İslam olduğu için, İslam’ın dışındaki bütün dinler batıldır; neden batıl olduklarının delilleri müteakip yazılarda ayrıca değerlendirilecektir. Batıl oldukları için bu dinlerin “tanrı” kabulleri, tanrı kavramına yükledikleri mana, misyon ve sıfatlar İslami açıdan inkar, şirk ve küfürden başka bir şey değildir. Yanlış tanrı ya da ilah ittihazlarının birçok versiyonu vardır. Tanrı üçtür diyenlerden tanrı üç buçuk milyondur diyenlere, putları tanrıya ulaşmakta aracı kabul edenlerden hayvanları, ağacı, taşı, insanı ilah kabul edenlere kadar pek çok vehamet ve şenaatle karşılaşırız. Bütün bunlar bir sapkınlık galerisi gibidir. Eşref-i mahlûkat olan insana bu tür kabuller hiç yakışmaz. Dahası bu kabuller, aklı sebebiyle dünyada imtihana tâbi tutulan insanlar için ebedî azaba düçar olma sebebidir.

Bu tür sahte mabutlara tapınanlar,........

© İstiklal