Zulmün Kıskacındaki Dünya İslam’ı Bekliyor – 2
Bir öncekinin devamı niteliğinde bu yazımızda, dünyada şu anda yaşanmakta olan zulüm kıskacının bir benzeri olarak Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) henüz dünyayı teşrif etmeden önceki “cahiliye dönemi” denen fitne, fesat ve zulüm döneminden bahsedeceğiz. Bu iki dönemin kısa bir mukayesesini yaparak 14 asır evvel insanlığa barış, huzur ve medeniyet getiren İslam’ın bugün yeniden bir güneş gibi doğması gerektiğine; farkında olsun veya olmasın herkesin İslam’ı beklediğine dikkat çekeceğiz.
I- İslam Öncesi Cahiliye Dönemindeki Fitne, Fesat ve Zulüm
Evet, bundan 14 asır evvel, İslam gelmeden hemen önce de insanlık bugünküne benzer bir fitne, fesat ve zulüm dönemi yaşamıştı.
“İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde fesat çıktı…” (Rum: 41) ayetinin tecellisi olarak bu zulümat / karanlık bütün dünyayı sarmıştı. Dünyaya, özellikle de Allah Rasulünün (s.a.v.) zuhur ettiği Arap Yarımadasına şöyle bir bakalım:
- İnsanlar çoğunlukla putlara tapıyordu; Allah’ı bilmek ve tanımaktan uzaklaşmışlardı. Allah’ın birliğini aramak yerine putların sayısını çoğaltmakla meşgul idiler. Mesela Kâbe’nin içinde 360 civarında put vardı.
- İnsana değer verilmiyordu; birçok insan köle olarak alınıp satılıyor, bir meta muamelesi görüyordu. Kuvvetli olan zayıf olanı eziyor, zayıfın hakkını aramasına müsaade edilmiyordu. Daha doğrusu zayıfın böyle bir hukuku olduğu kabul edilmiyordu.
- Kadınlar aşağı birer varlık olarak görülüyor; kız çocuk sahibi olmak ar kabul ediliyordu. Mekke müşrikleri içinde bu utançtan kurtulmak için (!) kız çocuklarını diri diri toprağa gömenler de vardı.
- Helal haram ölçüsü kalmamıştı. Ticaret yolları haydut ve haramilerden geçilmiyordu.
- İktidar sahipleri, tebaları konumundaki insanları sömüren birer zulüm odağı gibiydi.
- Fikir, kanaat, vicdan ve inanç hürriyeti diye bir şey yoktu.
Ezcümle insanlık gerek dünyevi gerekse uhrevi boyutta kopkoyu bir karanlığın içinde hapsolmuştu.
İşte tam da böyle bir ortamda Hz. Muhammed Efendimiz (s.a.v.) dünyayı teşrif etti; bu karanlık dünyayı nurlandırdı.
Mehmet Akif “Bir Gece” adlı şiirinde o günkü manzarayı şöyle anlatır:
“On dört asır evvel, yine böyle bir geceydi,
Kumdan, ayın ondördü, bir öksüz çıkıverdi!
Lâkin, o ne hüsrandı ki: hissetmedi gözler,
Kaç bin senedir, halbuki bekleşmedelerdi!
Nerden görecekler? Göremezlerdi tabi'î:
Bir kerre, zuhûr ettiği çöl en sapa yerdi;
Bir kerre de, mâ'mûre-i dünyâ, o zamanlar,
Buhranlar içindeydi, bu günden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!
Fevzâ bütün âfâkını sarmıştı zemînin.
Salgındı, bugün Şark'ı yıkan, tefrika derdi.
Derken, büyümüş kırkına gelmişti ki öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!
Bir nefhada insanlığı kurtardı o ma'sûm,
Bir hamlede Kayserleri, Kisrâları serdi!
Aczin ki ezilmekti bütün hakkı, dirildi;
Zulmün ki, zevâl aklına gelmezdi, geberdi!
Âlemlere rahmetti, evet, Şer-i mübîni,
Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sâhipse, onun vergisidir hep;
Medyûn ona cem'iyyeti, medyûn ona ferdi.
Medyûndur o mâ'sûma bütün bir beşeriyet.
Yâ Rab, bizi Mahşer'de bu ikrâr ile haşret...
Evet; Akif’in bu şiiri cahiliye döneminin ana karakterini çok güzel ortaya koymaktadır. Ancak bir hususta biz Akif’ten farklı bir mütalaa getireceğiz; o da şudur:
Kanaatimiz o ki “Dünya o zamanlar buhranlar içindeydi, bu günden de beterdi.” diyen Akif, dünyanın şu an içinde olduğu vahşet ve rezilliği görseydi fikrini değiştirirdi.
Evet; bir çırpıda aklımıza gelen ve kalemimizden dökülen şu sebeplerle günümüzdeki durum o günkünden çok daha beterdir:
- Geçen yazımızda gündem ettiğimiz Epstein dosyalarından anlaşıldığına göre yüzbinlerce çocuk fuhuş ticaretine kurban edilmiştir.
- Siyasetten ekonomiye spordan sanata ve medyaya kadar pek çok sektörde önde gelen birçok kişi bu rezaletin bir parçası haline getirilmiş ve bu durum bu kişilere karşı şantaj malzemesi olarak........
