Papanın Dinî ve Siyasi Temsilciliğinin Tevhid Akaidi Açısından Değerlendirilmesi
Papanın Türkiye ziyaretiyle ilgili olarak yazdığımız yazılarda buraya kadar, Vatikan’ın Türkiye’ye bakışını, ziyaretin arka planını, ziyarette öne çıkan İznik ayini münasebetiyle de tarihî İznik Konsilinin mahiyetini, bunun milli bütünlüğümüz açısından nasıl bir tehlike oluşturduğunu izaha çalıştık.
Bu yazımızda ise Papanın temsil ettiği dinî ve siyasi misyondan, bu misyonun akâid ilkelerimiz çerçevesinde hangi ihlalleri taşıdığından bahsedeceğiz.
Zira Papa bir buçuk milyarlık Katolik Hıristiyanların ruhani lideri ve aynı zamanda da Vatikan’ın devlet başkanıdır. Onun bu çifte temsiliyeti iyi anlaşılmadan Papa ziyaretinin isabetli bir tahlili yapılamaz.
Papanın temsil ettiği iki misyondan aslî olanı, dinî kimliğidir. Siyasi bir otorite olması ise bu dinî kimliği deruhte etmek içindir. Bu iki kimlik ideolojik bir hedefe hizmet eder. Bu hedef, dünyada tek bir dinin, yani Hıristiyanlığın hâkimiyetini kurmaktır.
Keza tarih boyunca sürdürülen misyonerlik faaliyetleri ve 1962-65 yılları arasında gerçekleşen II. Vatikan Konsiliyle uygulamaya konan dinlerarası diyalog projesi de, Hıristiyanlığın dünya hâkimiyeti hedefini gerçekleştirmeye yöneliktir.
Papa II. Jean Paul’ün “2000 yılı mesajı”nı bir kere daha hatırlayalım:
“Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya’yı Hıristiyanlaştıralım.”
Her ne kadar aralarında bazı ihtilaflar olsa da, bu hedef bütün Hıristiyan mezhepleri için geçerlidir. Ve bu hedefin önündeki en büyük engel olarak, tek hak din İslam görülmektedir. Misyonerlik, dinlerarası diyalog, Chrislam, ABD’li Evangelistlerin hazırladığı ılımlı İslam gibi plan ve projeler, bu engeli (İslam’ı) ortadan kaldırmak için planlanmıştır.
İşte Papa ziyareti bu gerçekler doğrultusunda değerlendirilmelidir.
Biz bu seri boyunca böyle yapacağız; itham, iftira, delilsiz ve mesnetsiz konuşma vs. gibi tutumlardan uzak durarak, konuyu Hıristiyanlığın kaynaklarından, dünyada yaşanan realiteden, tevhid akidesinden ve onun kaynağını teşkil eden bazı ayetlerden hareketle değerlendireceğiz.
Biz batıl da olsa hiç kimsenin dinî inançlarına karışmayız. Herkes dilediği inancı seçebilir ve ona göre yaşayabilir. Eğer bu inanç hakkaniyete dayanıyor ve Allah indinde kabul görüyorsa ne ala; görmüyorsa mahşerde hesabını kendileri verecektir.
Hiç şüphesiz ki Allah indinde kabul gören vahiy kaynaklı tek hak din İslam’dır. Bu büyük gerçek Kuran’la sabit olduğu gibi, salim akıl ve vicdan sahipleri tarafından da teslim edilmektedir.
Bu ilmî tenkitlerimizden maksadımız, tek hak din olan İslam’ın tevhid inancını müdafaa etmek, hakla batılın birbirine karışmasını engelleyerek hakkın ortaya çıkmasına yardımcı olmaktır. Bunun bir manası da milli birlik ve bütünlüğümüzü hedef alan saldırılara karşı durmaktır.
Bir hususa daha dikkat çekelim:
Akıl sahibi her insanın bir inancı ve ona bağlı bir dünya görüşü vardır. Her inanç ve dünya görüşü de mutlaka “kâinat”, “insan” ve “hayat” denen kavramları izah etmek zorundadır. Buna günümüzde doktrin deniyor. Buna göre doktrin aslında benimsenen akaidin fikrî ve müdellel izahı anlamına gelir. İşte her insan hadiselere bu temel inancıyla ve onun doktiriniyle bakar.
Türkiye ziyaretini değerlendirdiğimiz Papa Hıristiyanlığın teslis akidesine mensup olduğu için, dünyaya ve olaylara bakışı bu penceredendir.
Biz de Müslüman Türk fertler olarak mensup bulunduğumuz tek hak din İslam’ın tevhid akidesine göre inanmak; kâinata ve olaylara bu minval üzere bakmak, değerlendirmelerimizi buna göre yapmak mecburiyetindeyiz. Kaldı ki tevhid akidesi kâinat ve olaylara aklî ve ilmî bakışın da kaynağıdır.
Eğer böyle yapmazsak, inancımızdan kaynaklanan kimlik ve şahsiyet kaybolur; çelişkili ve karmaşık durumlar ortaya çıkar.
Papaya rağbet eden, teveccüh ve tezahürat gösteren, kendi inancından haberi olmayan, buna rağmen de ben Müslümanım diyen cahil, kişiliksiz ve düşünce sistemi oturmamış adamların durumu buna misaldir.
İşte kimse bu duruma düşmesin diye bu yazımızda Papaya ve temsil ettiği dinî ve siyasi kimliğe ayna tutmaya çalışacağız.
I- Papanın Dinî Temsilciliği
Yukarıda da belirttiğimiz gibi Papanın ferdî ve siyasi bütün görüş, düşünce ve hareketleri, bütün aktiviteleri, tâbi olduğu inançtan, yani üçlü tanrı sistemini esas alan teslis inancından kaynaklanır. Hıristiyanlığın amentüsünü ifade eden teslis inancı, Baba Rab, Oğul Rab ve Ruhu’l Kudüs üçlüsünden oluşur. Pratikte ise Büyük İznik Konsilinde karar altına alındığı veçhile, tanrı (haşa) İsa’dır. Ayinlerde, ritüellerde, ilahilerde hep bu tanrı İsa’ya muhatap olunur. Yani üçlü tanrı sistemi içinde öne çıkarılan unsur, İsa’nın tanrısallığıdır.
Burada şu noktaya da bir şerh düşelim: Biz Hz. İsa’dan bahsederken böyle........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Mark Travers Ph.d
Grant Arthur Gochin
Tarik Cyril Amar