We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

KURAN, İLİM VE HİKMET HAZİNESİDİR - 3

9 1 31
02.03.2021

“Şayet yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de arkasından yedi deniz katılarak (mürekkep olsa) yine Allah'ın sözleri (yazmakla) tükenmez. Şüphe yok ki Allah mutlak galip ve hikmet sahibidir.” (Lokman: 27)

Kuran’ın ilim ve hikmet hazinesi olduğu gerçeğini anlatmaya devam ediyoruz.

Bu konu çok hayatî, çok önemlidir. Zira batı kökenli İslam düşmanları ve onların tesirinde kalan içimizdeki bazı zavallılar, İslam dünyasında son yüz elli - iki yüz yıldan beri yaşanan kriz ve buhranların sebebini teşhis babında bütün kabahati (haşa) bu nezih dine ve onun temel kaynağı olan Kuran’a yüklemeye çalışmış ve halen de çalışmaktadırlar. Bunlar maksatlıdır, planlı ve programlıdır.

Sormak isteriz:

Dünya, putperestlik ve cehaletin kıskacında kıvranırken Kuran indirilmiş, İslam’ın gelişiyle insanlık taşa, toprağa, kula kul olmaktan kurtarılmış, ilimde, medeniyette ve teknikte tarihte görülmemiş büyük bir terakki ve tekâmül yaşanmış olduğu halde ve bunun da en az 12 asır / 1200 yıl böyle devam ettiği bilinirken, nasıl olur da son iki asırda gözlemlenen menfi tablonun sebebi yine aynı din / Kuran olabilir?

Düşünebilen her insan bu çarpıklığı ilk anda sezer.

“Cahiliye” bir dönemin adı değildir; bir zihniyetin adıdır. Bugün de dünyaya Kuran’ın gelmesinden hemen önceki döneme benzer bir cahiliye atmosferi hâkimdir. İnsanlığı bu badireden çıkaracak olan, yine yüce Kuran’dır. Yeter ki ona edep ve ilmî usuller dâhilinde yaklaşalım, gönlümüzü açalım. Bunu yaparsak Kuran bize kendini verecek, sanki yeni nazil olmuş gibi, birçok bilinmezin, çıkmazın, müşkülün kapısını açacaktır. İşte Kuran’ın ilim ve hikmet hazinesi olduğu gerçeği üzerinde durmamızın bir sebebi de budur.

Önceki yazılarımızda şu tespiti yapmıştık:

“Kuran hem ilmi teşvik eder, hem de bizzat kendisi ilim ihtiva eder.”

Evet, öyledir. Ancak burada şu gerçeği iyi kavramak lazımdır:

Kuran’ın asıl hedefi, insanların Allahu Teâlâ’yı tanımaları, bilmeleri, gerçek imanı ifade eden tevhide ulaşmaları ve Marifetullah ilmini kazanmalarıdır.

Kuran’ın işaret ettiği hakikatlerin merkezinde tevhid, yani Allah’ın varlığı ve birliği vardır. Kevnî ayetler de denen kâinattaki ayetlere dikkat çekilmesinin sebebi, müstakil olarak birer ilim ortaya koymaktan öte, onları yaratan Allah’a imana davettir. Yani Kuran bir fizik, kimya, biyoloji yahut astronomi kitabı değildir. Ama bu ilimlerin hepsine ve çok daha fazlasına Kuran’da işaret vardır. Kuran’ın yaş ve kuru ne varsa her şeyi içine aldığı gerçeğini de bu noktada iyi anlamak lazımdır. (Bak: En’am: 59. )

Kuran, bütün her şeyi bilen yüce Allah’ın noksansız kitabıdır. İçinde insanlığın maddi manevi bütün sorularının, sorunlarının dert ve sıkıntılarının cevabı direkt ya da dolaylı olarak mevcuttur. Bu, ilmi sonsuz olan Allah’a göre kolaydır ve onun kudretini gösterir.

Allahu Teâlâ’nın Kuran-ı Kerim’de âlemdeki ayet ve alametlere işaret etmesi, onun ilk muhataplarının gözündeki ünsiyet perdesini kaldırmak içindir. Çünkü onların çoğu bakan, ama göremeyen insanlardı.

Kuran, sadece bu ilk muhataplarına delil sunmakla kalmamış, gelecekte anlaşılacak başka kevnî ayet ve alametlere de dikkat çekmiştir. Bir evvelki yazımızda aktardığımız Fussilet: 53, Neml: 93 ve Sa’d: 88. ayetler bunu anlatır. Bu ayetlerde fiiller gelecek zaman kipiyledir. Yani “Ayetlerimizi göstereceğiz” şeklindedir. Bu, Kuran’da ucu açık bir mucize silsilesi olduğu anlamına gelir.

İşte ileriye dönük olarak keşfedileceği haber verilen bu mucizeleri, biz ahir zaman Müslümanları görüyoruz; Sahabe-yi Kiram bunları görmemişti… Ama onlar bu ayetlerdeki mana ve muradı anlamasalar da teslimiyet gösterip içlerinde birçok hikmetin var olduğuna inandılar ve de kazandılar. Zaman ilerleyip ilmî keşifler yoğunlaşınca, Kuran’ın birçok konuda ne demek istediği daha iyi anlaşıldı. Hatta -önceki yazılarımızda da söylediğimiz gibi- Kuran bu yeni ortaya çıkan hakikatlere ulaşılmasında bizzat kendisi öncülük yaptı.

Peki, Kuran bu ilmî gerçeklere ne kadar yer veriyor?

Cevap: Gereği kadar…

Bugün itibariyle ilmî gerçeklere işaret ettiği tespit edilen ayet sayısı yedi yüzden fazladır. Kuran öyle bir ilmî icaza sahiptir ki, manevi bir meseleyi, ahirete yönelik bir sahneyi veya dünyada yaşanan sosyal ve psikolojik bir hadiseyi anlatırken bile, işaret yoluyla birçok ilmî hakikatler ifade eder. Buna âlimlerimiz Kuran’ın ilmî icazı demişlerdir. Yani bunlar, hiçbir beşerin ortaya koyamayacağı, mucize olan ifade ve tespitlerdir. İşte Kuran’daki “Benzerini getirin bakalım!” şeklindeki meydan okumayı bu açıdan da tefekkür etmek gerekir.

Ama yukarıda da belirttiğimiz gibi Kuran’ın ana hedefi, insanları Allah’ı bilmeye ve mükellefiyetlerini öğrenmeye yönlendirmektir. Kuran mutlak hakikattir ve kendisi bizzat ilim ve hikmettir. Onun, sonradan ortaya çıkan birtakım ilmî delillerle desteklenmeye ihtiyacı yoktur. Tam tersi Kuran öncüdür, ilimler onu takip eder. Hakikatler ortaya çıktıkça da Kuran’ın zengin mana ve hedefleri daha iyi anlaşılmış olur.

İlmî faaliyetler çerçevesinde bir kanaat yahut iddianın “ilim” seviyesine gelmesinin safhaları vardır: Önce ortaya bir görüş atılır, buna “nazariye” veya “teori” denir. Teori hiçbir zaman gerçek ilim anlamına gelmez. Ancak “teorem” safhasını da geçirip ispatlandıktan sonra ilim haline gelir. İşte Kuran’ın öncülük ettiği ilim, bu teorem safhasından sonra kesinleşmiş ilimdir. Biraz sonra kısaca değineceğimiz Big Bang olayı gibi.

Burada meseleye bir başka noktadan daha bakalım:

İlmî icaz, Allah tarafından gönderilen kitaplar içinde yalnız Kuran’a mahsustur. Kuran’dan önce indirilen kitap ve suhuflarda kevnî ayetlere işaret olduğuna dair bir bilgi yoktur.

Kuran’ın kevnî ayetlere, âlemdeki hikmet ve inceliklere işaret etmesi, dolayısıyla ilmî keşiflere ışık tutması, kıyamete kadar bütün insanlığın ihtiyaçlarına cevap verecek bir kitap, zaman ve mekân üstü ilahî hakikat olduğunun alamet ve işaretidir.

Batıl görüşlerini cevaplandırdığımız M. Öztürk’ün, sırada bekleyen “Kuran tarih üstü değildir” iddiasını, şuraya kadar yazdıklarımızla bile çürütmüş oluyoruz. Ama onun bu........

© İstiklal


Get it on Google Play