menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Halkın Midesiyle Oynayanlara Ağır Yaptırımlar Şart

5 0
22.02.2026

Dışarıda yemek yemek, yoğun iş temposunda bir ihtiyaç ya da hafta sonları kendimize ayırdığımız küçük bir mola... Ancak o şık restoranların, ışıl ışıl vitrinlerin veya köşe başındaki samimi büfelerin mutfak kapısının ardında ne olup bittiğini gerçekten biliyor muyuz? Son günlerde peş peşe ortaya çıkan mide bulandırıcı görüntüler, tabağımıza gelen yemeğin hangi şartlarda hazırlandığı konusunda hepimizi dehşete düşürdü. Gıda terörü, sadece hileli ürün kullanmak değil; aynı zamanda insani tüm hijyen kurallarını hiçe saymaktır.

HAMURU AYAKLA ÇİĞNEDİLER…

Ramazan ayı gibi tatlı tüketiminin zirve yaptığı, insanların sofralarına özenle yiyecek taşıdığı bir dönemde Sakarya'nın Akyazı ilçesinden gelen görüntüler kelimenin tam anlamıyla infial oluşturdu. Bir vatandaşın cep telefonu kamerasına yansıyan anlar, gözlerimize inanamayacağımız bir skandalı ortaya döktü.

Bir tatlı imalathanesinde bir çalışanın, tatlı hamurunu hiçbir koruyucu kıyafet olmadan, çıplak ayaklarıyla çiğnediği görüldü. Akyazı Belediyesi zabıta ekiplerinin anında baskın yaptığı tesiste manzara daha da vahimdi. Çalışanlarda bone yok, kolluk yok; steril olması gereken üretim alanları ise adeta bir çöplüğü andırıyordu. Halkın sağlığıyla böylesine pervasızca oynanan bu işletme, ekipler tarafından anında mühürlenerek kapatıldı. Ancak o görüntüleri izleyen vatandaşın midesindeki bulantı uzun süre geçmeyecek.

TARİHİ GEÇMİŞ SUCUKLAR, PİSLİK İÇİNDE TOST MAKİNESİ…

Sakarya'daki şoku henüz atlatamamışken, bir başka skandal haberi de Bilecik'ten geldi. Bu kez sahne, merkez Bahçelievler Mahallesi'ndeki bir fast food dükkanıydı. Rutin denetimler kapsamında iş yerine giren zabıta ekipleri, dükkanın alt katında depo olarak kullanılan alana indiklerinde tam anlamıyla şoke oldular.

Pislikten geçilmeyen depoda; son kullanma tarihi çoktan geçmiş sucuklar, küflenmeye yüz tutmuş ekmekler ve bozulmuş malzemeler ele geçirildi. Ekipleri en çok isyan ettiren detay ise tost makinesinin hali oldu. Üzerinde katman katman kir biriken makineyi gören ekipler, "İnsan bunu ara sıra da olsa temizler" diyerek duruma tepki gösterdi. İnsanlara yemek diye adeta zehir sunan bu işletmenin faaliyeti eksikleri tamamlanana kadar durdurulurken, Kabahatler Kanunu kapsamında cezai işlem uygulandı.

SAĞLIĞIMIZ KİMLERE EMANET?

Bu iki vahim örnek, buzdağının sadece görünen kısmı. Mühürlenen kapıların ardında, kar hırsıyla insan sağlığını hiçe sayan kim bilir daha kaç işletme var? "Ucuza doyuyoruz" diye sevindiğimiz, vitrinine aldanıp güvendiğimiz yerlerde aslında kendi sağlığımızla kumar oynuyoruz.

Bu noktada en büyük görev denetim mekanizmalarına düşüyor. Kabahatler Kanunu'nun öngördüğü idari para cezaları, bu gıda teröristlerini durdurmaya yetmiyor. İnsan sağlığına kasıtlı olarak zarar vermenin cezası, dükkan kapatmanın çok daha ötesinde, ağır adli yaptırımlar olmalıdır. Tüketiciler olarak bizler de şüphelendiğimiz her durumu yetkili mercilere bildirmeliyiz. Çünkü o mutfak kapısının ardında dönen kirli oyunlar, ancak biz bilinçli oldukça son bulacaktır.


© İstiklal