menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Anı Yaşamak Değil, Paylaşmak

8 0
09.01.2026

Eskiden "Anı yaşa" diye meşhur bir söz vardı. İnsanlar bir manzaraya bakar, derin bir nefes alır, o güzelliği hafızalarına kazırlardı. Yediği yemeğin tadına varır, sevdiği sanatçıyı gözünü kırpmadan izlerdi.

Şimdi o söz değişti. Artık mottomuz: "Anı yakala, story at, like bekle."

Etrafınıza bir bakın. Bir gün batımı oluyor, gökyüzü kızıla boyanmış, muazzam bir görüntü var. İnsanlar ne yapıyor? O güzelliği izlemek yerine, ceplerinden o dikdörtgen cihazı çıkarıp, "En güzel açıyı nasıl yakalarım?" telaşına düşüyor. Gözleriyle görmedikleri manzarayı, telefon ekranından izliyorlar. Neden? Çünkü o anı hissetmek yetmiyor, o anı "başkalarına ispatlamak" zorundalar.

En acı manzaralardan biri konserlerde yaşanıyor. Sahneye dünya starı da çıksa, bizim yerli popçu da çıksa görüntü aynı: Havaya kalkmış binlerce telefon ışığı.

Öndeki adamın telefonundan sahneyi görmeye çalışanlar, sanatçıyla göz göze gelmek yerine zoom yapmaya çalışanlar... Yahu kardeşim, o adam orada, kanlı canlı karşında duruyor! Bırak telefonu, ritme kapıl, bağır, çağır, o anın enerjisini hisset. Ama yok. O videoyu çekecek, sesi bozuk, görüntüsü........

© İstiklal