Açlık Sınırının Altında Kalan "Müjde": 28 Bin Lira Kime Yeter?

Aralık ayının o gergin bekleyişi sona erdi. Milyonların gözünü diktiği Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2026 yılı için geçerli olacak rakamı açıkladı: 28 bin 75 lira.

Geçen sene 22 bin 104 lira olan ücretin üzerine, kağıt üzerinde yüzde 27’lik bir artış yapıldı. Rakamı ilk duyduğunda insan bir duraksıyor. Eski parayla milyarlar... Kulağa ne kadar "büyük" geliyor değil mi? Ama mesele cüzdana giren paranın büyüklüğü değil, o paranın markette, pazarda, kasada ne kadar küçüldüğü.

Görünen köy kılavuz istemez; açıklanan bu rakam, ne yazık ki çarşıdaki yangını söndürmeye yetmeyecek. Hatta daha da kötüsü; biz daha zammı cebimize koymadan, ATM'nin tuşuna basmadan, o "müjde" market raflarında buharlaştı bile.

Asgari ücretlinin bu topraklardaki değişmez kaderidir: Kaşıkla verilen, daha havada kapılır.

Haber kanallarında "Asgari ücret 28 bin 75 TL oldu" alt yazısı geçtiği saniye, Türkiye'nin dört bir yanındaki marketlerde, toptancılarda hummalı bir çalışma başladı. Ellerinde etiket değiştirme makineleriyle raflara koşarak ürünlerin fiyatını güncellediler.

"Bu zam enflasyon karşısında ne kadar dayanacak?" diye sormaya gerek bile yok, çünkü dayanmadı. Asgari ücretli, zamlı maaşını ilk kez Şubat ayının başında/ortasında eline alacak. Yani arada koca bir ay var. Ama ev sahibi kiraya zammı bugünden yaptı, marketçi etiketi bugünden değiştirdi. Biz o parayı alana kadar, paranın alım gücü zaten eski 22 bin liranın altına düşmüş olacak. Bize verilen o fark, enflasyon canavarının ve piyasa fırsatçılığının dişleri arasında, daha biz dokunamadan kayboldu gitti.

Türk-İş’in masayı neden terk ettiği, o fotoğraf karesine........

© İstiklal