Tohumun Hafızası, Bilginin Kalıcılığı

Babam, hasat bittikten sonra işin bittiğini söylemezdi. Asıl işin şimdi başladığını söylerdi. Harman yerinde buğday savrulup çuvallara doldurulduktan sonra, bir kenara küçük bir yığın ayırırdı. En dolgun başaklardan, en sağlam tanelerden… Bir gün merak edip sormuştum: “Hepsini satsak daha çok kazanmaz mıyız?” Elindeki buğdayı avucunda gezdirdi, sonra yere bırakmadan önce şöyle dedi: “Hepsi yenir oğul… ama her tane ekilmez. Tohumluk ayrı tutulur.”

Köyde tohum seçmek, sıradan bir iş değildi. Babam tohumluk buğdayı seçerken sadece iriliğine bakmazdı; hastalık görmemiş, bulunduğu toprağa uyum sağlamış, kuraklığa direnmiş taneleri ayırırdı. Çünkü tohum, sadece bir ürün değil; geçmişin tecrübesini taşıyan canlı bir hafızadır. Yanlış seçilen tohum, bir yılın değil; yılların emeğini boşa çıkarabilir. Doğru saklanmayan tohum ise, en verimli tarlayı bile mahsulsüz bırakır.

Tohumları sakladığı yer de ayrıydı. Nem almayacak, güneş görmeyecek, hava alacak ama bozulmayacak bir denge… “Tohum, karanlıkta dinlenir oğul,” derdi. “Ama unutulmaz.” Gerçekten de iyi saklanan tohum, aylar sonra toprağa düştüğünde kaldığı yerden devam ederdi. Çünkü içinde sadece madde........

© İstiklal