menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dersin İlk 10 Dakikası: Öğrenmenin Köprüsü

16 0
14.01.2026

Sınıfa girdiğimde zamanın iki farklı hızda aktığını görürüm: Saatin tik takları ile zihinlerin hazır olma ritmi arasında çoğu zaman bir uyumsuzluk vardır. Ders zili çalmıştır; fakat öğrenme için içsel zil henüz çalmamıştır. Kitaplar rastgele sayfalarda açılır, kalemler kaybolmuştur, gözlerde “şimdi ne olacak?” sorusu dolaşır. Bu an, sadece bir başlangıç değil, bir eşiktir. Ve ben o eşikte durup, hep birlikte nefes almayı öneririm.

“Duruyoruz,” derim. Kalemler bırakılır, sessizlik çöker, tüm bakışlar bana döner. O anda dersin haritasını çıkarırım: “Bugün şu sayfadan başlayıp şuraya geleceğiz. Önce birlikte okuyacağız, sonra şu soruları tartışacağız, en sonda ise kendi yorumunuzu yazacaksınız.” Bazen kitabı alır, parmağımla satırları takip eder; bölüm başlıklarını, görselleri, hatta dipnotları bile gösteririm. Bu, dışarıdan bakıldığında zaman kaybı gibi görünebilir. Oysa aslında zamana yapılmış en değerli yatırımdır.

Nörobilim bize şunu söyler: Beyin belirsizliği bir tehdit olarak algılar. Tehdit algısı oluştuğunda ise öğrenme değil, korunma refleksi devreye girer. Dersin ilk dakikalarındaki küçük bir karmaşa bile öğrencinin zihnini içerikten uzaklaştırır. “Yanlış yerde miyim?”, “Arkadaşım nereden başladı?” gibi sorular, dikkat........

© İstiklal