III. Selim’in Nizam-ı Cedid Hareketi
Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri tarihinde Yeniçeri Ocağı, başlangıçta Avrupa’nın düzensiz ve paralı askerlerden oluşan ordularına karşı büyük bir yenilik ve üstünlük sağlamıştı. Osmanlılar, devşirme sistemi ile kurdukları bu disiplinli ordu sayesinde, sayıca az olmalarına rağmen Avrupa devletlerine karşı girmiş oldukları savaşlarda defalarca üstün gelmişlerdi. Ancak XVIII. yüzyılın sonlarına gelindiğinde ise tablo tersine döndü. Artık Avrupa devletleri modern, düzenli ordulara geçiş yaparken, Osmanlı’nın askeri düzeni giderek çözülmeye başlamıştı. Harp stratejileri, askeri eğitim yöntemleri ve kıyafetler değişirken, Yeniçeri Ocağı’nın disiplini ve işlevselliği yıprandı. Böylece Osmanlı ordusu, eskiden üstünlük sağladığı daha küçük ordulara bile yenilmeye başlamıştı.[1]
Bunun en çarpıcı örneği; Bahsi geçen dönemde Ruslar sıcak denizlere inme politikasını icraata dökmek için askerî harekâtını sürdürürken, Osmanlılar artık, 120.000 kişilik kendi ordusuyla, 8.000 kişilik Rus ordusunun geçişine mâni olamamıştır. Hatta ordu içinde bulunan bazı yeniçeriler: ‘‘Be hey yoldaşım, devletin bize verdiği yedi akçe ulûfedir. Bizi şehadet ve cennet vaadiyle gâvura göz göre göre kırdırıyorlar. Bizim iki canımız yok ya! Gâvur bizim neyimiz idi? Boşu boşuna niçin kırılalım!’’ diye söylenmeye başlamıştı.[2]
III. Selim Han yeniçerilere karşı öfkesinden dolayı:
‘‘Allahım! Bu ne vaziyet! Beni tıraş eden iki berber, topçu birliğine mensup olduklarını söylüyorlar! Askerlik celbi yolladığımızda Elimizden hiçbir şey gelmez, sefere çıkacak maaşlı askerimiz yok, diyorlar. Yeni asker kaydedin dediğimizde, Hazine boş, diyorlar. Bir çare bulunmalı dediğimizde, Şimdi askerî birliklere müdahale sırası değil, diyorlar. Hepsini ortadan kaldıralım demiyoruz, sadece, ölenlerin yerine yeni asker kaydedelim, diyoruz.’’ diye ifade ediyordu.[3] Aslında padişahın buradaki ifadeleri dönemin trajedisini anlamamız için yardımcı olmaktadır.
Osmanlı Devleti’nin 1791/1792’de sona eren Avusturya-Rusya savaşlarında ve XVIII. yüzyıl süresince girmiş oldukları savaşlarda süvarilerinin, ordunun zahiresini tüketmekten başka Avrupa ordularının talimli piyadeleri karşısında bir işe yaramadığını, acı bir şekilde fark etmişti.[4] Bilhassa bu askerin yetersizliğini sadece III. Selim Han değil, aynı zamanda Ratıb Efendi’de Viyana’dan getirmiş olduğu mühim bilgileri taşıyan sefaretnamesi ile hissetmiş olmalıydı. Çünkü bu gelen sefaretnameyi bizzat padişah uzun uzadıya detaylı bir şekilde incelemişti.[5]
Padişah, Ratıb Efendi’nin getirmiş olduğu sefaretnameden sonra; devlet adamlarını huzuruna toplayıp, her birisinden devletin düşmüş olduğu acı akıbeti, askerî zaafı ve bunun çözüm yollarına dair layihalar sunulmasını emretmişti. Bu şekilde onların hem devlete ait düşüncelerini hem de askerî ıslahata karşı bakış açılarını net bir biçimde görebilecekti.[6] III. Selim Han’ın bu isteği rağbet görmüş ve yaklaşık 22 adet ayrı ayrı layihalar sunulmuştu. Bu layihaları sunanların en önde gelen isimleri kısaca şu şekildeydi:
Sadrazam Koca Yusuf Paşa, Müverrih Enveri Efendi, Mösyö Bertrano, İsveç Elçili Memuru bulunan M. D’ohsson, Tatarcık Abdullah Efendi, Deftardar Şerif Efendi, Salihzade Efendi, Hakkı Bey, Tersane Emini Hacı Osman Efendi, Rasih Efendi, Çavuşbaşı Raşid Efendidir…[7]
Padişaha sunulan layihalar her ne kadar görüş birliği içerisinde olmasalar da, ortak nokta olarak askeri anlamda ıslahat yapılmasına da menfî değillerdi. Mesela bu layihalar arasında padişahın en dikkatini celb edenlerden birisi Sadrazam Yusuf Paşa’nın sunmuş olduğu çözüm yollarıydı. Yusuf Paşa’ya göre vilayetlerde milisler oluşturulmalı ve bu milisler harp vakti bir arada toplanmalıydı. Savaş döneminde ise bu askerler ve ailelerinden vergiler düşürülmeliydi. Aslında yeni ve milli bir ordu kurma fikrine en yakın olanlardan birisi buydu. Haricen Tatarcık Abdullah Efendi’nin[8], M. D’ohsson’un, Defterdar Şerif Efendi’nin[9] de malî ve askerî yöndeki tespitleri yine dikkat çeken layihalar arasındaydı.
Devlet ricali kısaca yapılacak ıslahatlar konusunda üç görüşe ayrılıyordu. Birinci grup: Yeniçeri Ocağı ile karşı karşıya gelmek istemeyenlerden........
