İslam milletinin Allah'a en büyük görevi bu olsa gerek... |
Hâlâ Batı’ya aptal aşık gibi hayranlık mı, yoksa gerçeği görüp, cesaret ederek çalışıp, gayret etmek mi?
Batı medeniyetine hayranlık bizde neredeyse ezberdir. Refahı, düzeni, bilimi, üniversiteleri, insan hakları söylemi… Hepsi bir vitrin gibi önümüzde durur. Peki bu vitrinin arkasına hiç bakıyor muyuz?
Bugün Avrupa’nın ve Amerika’nın sahip olduğu zenginlik, büyük ölçüde sömürgecilik döneminin mirasıdır. Afrika’nın altını, Asya’nın hammaddesi, Latin Amerika’nın insan gücü; yüzyıllar boyunca Batı’nın sanayisini besledi. Milyonlarca insan köleleştirildi, topraklar yağmalandı, kültürler yok sayıldı. Bu bir “ilerleme” değil, açık bir emek hırsızlığıydı.
Sanayi Devrimi’ni romantikleştiririz ama o devrimin arka sokaklarında çocuk işçiler vardı. Sanayi Devrimi de masum bir ilerleme süreci değildir.
19. yüzyıl İngiltere’sinde: Çocuklar günde 12–14 saat fabrikalarda çalıştırıldı. Günde 14 saat çalışan kadınlar, maden ocaklarında ölen işçiler vardı. Batı’nın bugünkü konforu, bu ağır bedellerin üzerine kuruldu.
Sömurgeci ülke yonetimleri, geri kalmış ülkelerde kurdukları tarikatlar, cemaatler marifetiyle o ülkelerdeki nufusun %1 i civarındaki zeki, çalışkan çocukları cazip burslar, iş vaadi vs ile kendi ülkelerine taşıdılar. Ülkelerinden koparılan bu gençler o ülkelerin; bilimde, sanayide, sağlıkta, hayatın her alanında kalkınmalarında, ilerlemekerinde büyük rol oynadılar.
Ama hakkını teslim edelim…
Batı, çaldığı her zenginliği kendi halkı arasında paylaşmayı bildi. Eğitime yatırım yaptı. Kurumlar inşa etti. Hukuku, denetimi ve sosyal devleti geliştirdi. Sanata, edebiyata, üniversiteler başta olmak üzere her kademedeki egitim kurumlarında yansıttı.
Bugün Almanya’nın disiplinli sistemi, İskandinav ülkelerinin adil gelir paylaşımı boşuna ortaya çıkmadı. Avrupa Birliğinin oluşumunda, Amerika'nın lider ülke konumunda olmasında bu tarihi arkaplanın buyuk etkisi vardır.
Biz ise çoğu zaman şu yanılgıya düştük:
Batı’nın disiplinini değil, konforunu; üretimini değil, tüketimini taklit ettik. Sonuç ortada: ne onlar kadar zenginiz ne de onlar kadar düzenliyiz. Batı bu sömürü sistemini zamanla geliştirerek; kurumsallasma, Ar-Ge, İnovasyon, markalaşma, pazarlama ile zenginliğine zenginlik kattı. Bu sayede modern zamanlarda köleliği sözde kaldirip post modern sömürünün........