İran ve Venezuela Dünyaya Ne Mesaj Veriyor? |
1979 islâm devrimiyle birlikte sömürüsü sona eren emperyalist ülkeler ve onların hizmetindeki güçlerin (şirketler, siyonist sermaye ve önemli dünya kurumları) ambargoları hiç hız kesmeden devam etti. Bunu karşılayabilecek, dayanabilecek ülke dünyada az bulunurdu. Bu sıkıntılar zaman zaman 3 başlıkta ortaya çıktı.
Ekonomik Sıkıntılar,
Halkın Tepkileri
Küresel Hesaplar
İran, bugün bir kez daha dünya kamuoyunun odağında. Oysa bu, ne ilk ne de son kez yaşanıyor. Çünkü İran sıradan bir ülke değildir. Bölgesel etkisi, tarihsel ağırlığı ve siyasi duruşu nedeniyle ülkede yaşanan her gelişme küresel yankı uyandırmaktadır. Bu durum, İran’ın bir “dünya ülkesi” olduğunun en açık göstergesidir.
Büyük ülke olmanın bedeli de tam olarak budur: Sürekli mercek altında olmak, her iç meselenin dışarıdan okunmaya ve yönlendirilmeye çalışılması.
Ekonomik Tepkiler: Halkın Haklı İtirazı
Son günlerde yaşanan toplumsal hareketlilik, bazı çevrelerin iddia ettiği gibi rejime ya da İslam Cumhuriyeti sistemine yönelik ideolojik bir başkaldırı değildir. Tepkilerin ana kaynağı, açık ve nettir: ekonomik sıkıntılar.
İran’da ekonomi, İslam Devrimi’nden bu yana hiçbir zaman ideal bir refah düzeyine ulaşamamıştır. Ambargolar, kuşatmalar, dış baskılar ve yapısal sorunlar nedeniyle ekonomi sürekli sorun üretmiştir. Bugün yaşananlar, ani bir krizden ziyade uzun yılların birikmiş yükünün dışavurumudur.
Halkın itirazları;
-pahalılığa,
-enflasyona,
-fakirliğe,
-geçim sıkıntılarına yöneliktir. Ayrıca gençlerin özgürlük talepleri de etkili bir argüman olarak sayılabilir.
Halkın ekmeğine dokunulduğunda, birikimleri ani ve yapay devalüasyonlarla eridiğinde, insanların sesini yükseltmesi hem doğal hem de meşrudur.
Ülkenin nimetlerinden küçük bir kesimin faydalanması, buna karşın ekonomik yükün büyük ölçüde halka yüklenmesi, her toplumda olduğu gibi İran’da da itiraz doğurur. Bu tepki, sisteme değil; adaletsizliğe yöneliktir.
İran Devletinin Sorumluluğu:
Bir İslam devletinin en temel sorumluluğu, halkının geçim derdini hafifletmektir. Halkı sürekli sabra, tasarrufa ve kemer sıkmaya çağırmak, kalıcı bir çözüm değildir. Ekonomik sorunların kaynağı ve çözüm yolları, bilimsel ve sosyolojik yöntemlerle ele alınmalı; halkın yükü hafifletilmelidir. Petrol ve doğalgaz gelirlerinin halka adil olarak yansıtılması yeterince sağlanamadığı görüntüsü maalesef en önemli eleştiri kaynağı.
Ancak bu........