İsrail Soykırımının Petrolü: Azerbaycan Ve Türkiye'nin Rolüne Dair Yeni İfşalar (2)

İşgal ve soykırım rejimi İsrail’in, 7 Ekim 2023 tarihinden sonra Gazze’de uyguladığı eşi benzeri görülmemiş katliamların ardından Türkiye-İsrail arasındaki ilişkiler tepkilere yol açmıştı. Ticaretten siyasete, eğitimden turizme kadar birçok farklı başlıkta gün yüzüne çıkan ilişkiler arasından bir tanesi oldukça çarpıcıydı. Bu da İsrail’in petrol ihtiyacının büyük bir kısmının Azerbaycan tarafından satılıp Türkiye tarafından taşınması gerçeğiydi.

Bu yazıda konuyla ilgili en güncel gelişmeleri; Azerbaycan ve Türkiye’nin çarpıttığı verileri; şirket ve gemi isimlerine varıncaya kadar bu sevkiyatın nasıl sürdürüldüğünün detaylarını; Azeri ve Türk yetkililerin manipülatif açıklamalarıyla ilgili gerçekleri; Türkiye’nin bu süreçten ne kadar gelir elde ettiği gibi birçok bilgiyi bulacaksınız.

Konuyla ilgili daha önce iki yazı kaleme almıştım.[1] [2] Okumanızı tavsiye ederim. Son zamanlarda yayınlanan yeni raporlar, önceki iki yazımızda çizdiğimiz tabloyu bire bir doğruladı.

Oil Change Raporu

Kasım 2025’te yayımlananan Oil Change International raporuna göre[2] Kasım 2023-Ekim 2025 tarihleri arasında çeşitli ülkeler İsrail’e yaklaşık 18 milyon ton (17.903.370) ham petrol sattı. Maalesef ki toplam miktarın yüzde 69,87’sine tekabül eden 12.508.668 milyon tonu Azerbaycan ve Kazakistan ülkeleri sağladı. Bunun da 9.91’ine karşılık gelen 7.146.417 milyon tonunu Azerbaycan tek başına sattı.

Azerbaycan bu petrolü, 1.076 kilometresi Türkiye üzerinden geçen ve Cumhurbaşkanlığı himayesindeki Varlık Fonu’na bağlı BOTAŞ’ın International firması tarafından işletilen Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı (BTC) üzerinden taşıtarak Adana/Ceyhan’daki Haydar Aliyev limanına getirdi. Ticaret Bakanlığı’nın yayınladığı 2025 Azerbaycan Ülke Profili raporu da bu petrolün en az ’inin BTC üzerinden dünya pazarına sunulduğunu doğruluyor.[3] Adana’ya gelen petrol buradan toplamda 61 tanker aracılığıyla İsrail’e gönderildi. Ortalama her bir gemi 117.000 ton petrol taşıdı. Bu da gemi başına yaklaşık 850.000 varil yapmaktadır.

Palestinian Youth Movement (PYM), Energy Embargo for Palestine, Progressive International grupları tarafından yayımlanan ikinci rapor da bu rakamları doğruladı. Bu rapora göreyse Mayıs 2024 tarihinden sonra Adana’daki Ceyhan limanından İsrail’e 6 milyon 463 bin tona tekabül eden 57 ham petrol sevkiyatı gerçekleştirildi.[4]

Azerbaycan Gümrük Verilerindeki Çarpıtma

Fakat Azerbaycan gümrük verilerine bir bakalım derseniz bu bilgileri orada bulamazsınız. Çünkü Eylül 2024 tarihinden sonra Azerbaycan, gümrük verilerinde şeffaflığı terk ederek çarpıtma yolunu tuttu. İsrail’e yapılan sevkiyatın rakamları üzerinde önce oynamalar yapıldı sonra tümden silindi. Mesela 9 aylık toplam petrol satışının miktarı eylül ayında 2.372.439 iken ekim, kasım ve aralık aylarında 1.173.002 olarak kayıtlara geçti. Ocak 2025 tarihi itibariyle de gümrük raporlarında İsrail’e satılan petrol miktarı 0 olarak yazılmaya başladı.[5] (Detayları “Azerbaycan Gümrük Verilerinde İtalya” başlığında bulacaksınız.)

Türk Yetkililerin Çarpıtmaları

Çarpıtmalar sadece Azerbaycan yetkililerince değil maalesef Türkiye yetkilileri tarafından da yapıldı. Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar 2024 yılı mayıs ayının başlarında yaptığı açıklamasında “Görevimiz BTC’den geçen petrolün sağlıklı şekilde taşınması ve Ceyhan’dan tankerlere yüklenmesidir. Biz sadece taşıyoruz, gemilerin nereye gittiği bizim inisiyatifimizde değil” dedi.[6] Fakat kısa süre sonra bizzat Türkiye Enerji Bakanlığı tarafından yapılan açıklama Enerji Bakanı’nın cümlelerini boşa düşürdü.

Bakanlığın 10 Kasım 2024 tarihindeki açıklamasında “Petrolü BTC üzerinden taşıtarak Haydar Aliyev Limanı’ndan dünya pazarlarına satışını yapan şirketler, Türkiye’nin İsrail’e yönelik ticarete son verme kararına saygı duymuş ve teslim noktası İsrail olan herhangi bir yükleme gerçekleşmemiştir.”[7] ifadelerine yer verildi.

İlk olarak, bu açıklamayla, Enerji Bakanı’nın söylediğinin aksine Türkiye’nin inisiyatif alabildiği ve Mayıs 2024’e kadar beklemeden çok daha erken bir tarihte bu petrol sevkiyatını durdurabileceği ortaya çıktı. Fakat son yayımlanan raporlarla Bakanlığın 10 Kasım’daki açıklamasının da doğru olmadığı anlaşıldı. Bu sevkiyat bugüne kadar hiçbir şekilde kesilmemiş. Anlaşılan o ki bu sevkiyatın sadece gümrük verilerinde İsrail olarak gözükmemesi için firmalar tarafından bir manipülasyona başvurulmuş. Azerbaycan ve Türkiye yetkilileri de bunun farkına varamamış! İnanırsanız, hikaye böyle…

Fakat Filistin dostlarının açık kaynaklardan basit araştırmalarla ulaştığı bu detayların Bakanlar ve Bakanlıkların farkına varmamış olması mümkün mü? Hadi........

© İslami Analiz