Merhaba Şehit Hamaney!

Şehitler Allah katında diridirler. Halklar katında da. Allah şehitlerin taşıdığı misyonu halkların öfkesinde, mücadelesinde çağlara taşır. Zulme karşı mücadele, uzun soluklu yapısıyla uzun soluklu liderliklere, anlatılara ihtiyaç duyar. Nitekim içerisinde bulunduğumuz süreçte bu ihtiyacı karşılayacak fazlasıyla öncüye sahip olduk. Uzun soluklu bir mücadele için, soluğu kesilmeyen bir makamdan bizlere rehberlik edecek liderler kazandık. Asırlar önce Hz. Hüseyin'in zulme karşı mücadelede erdiği makam ve taşımış olduğu misyon hala rehberliğini korumaktadır. Gün geçtikçe o makamın yeni yolcuları o makamın ışığını daha da parlatmakta daha da görünür kılmaktadır. Her yeni yolcu o misyonu kuvvetlendirmekte ve yeniden hatırlatmaktadır. Her yeni yolcu, mesajı söz ve eylemden daha yüce ve kalıcı yere taşır. Yolcunun taşıdığı mesaj daha yüce, daha kalıcı olmakla birlikte daha derin ve etkin halede gelir. Yolcunun verdiği mesaj üzeri tozla kaplanan nice kalbi harekete geçirecek kuvvete, kuvveti hazırda olan nice kalbi de daha büyük fedakarlıklara hazırlar. Haniyye'den Sinwar'a, Nasrallah'tan Hamaney'e vardıkları makam ihtiyaç duyduğumuz mesajı daha yüce, daha kalıcı, daha derin, daha etkin hale getirmiş ve bizleri uzun soluklu bir mücadeleye hazırlamıştır.

Mücadelenin varlığı ABD ile gününü ve geleceğini inşa edenler için tehlikeli ve korkutucudur. Dinamizmin kendilerine yönelip saltanatlarının yıkılmasından korkarlar. Onların korkularını daha da arttıransa mücadelenin öncülerinin şehadetidir. Çünkü şehitliğin yüceliği, işbirlikçiliğin alçaklığını bahanesiz ve çaresiz bırakmaktadır. Ulusal çıkar ve reelpolitik söylemleri altında yürüdükleri yolun acımasız, müslümanların kanını akıtmaktan geri durmayan bir düzene hizmet ettiğini görünür kılmaktadır. Bu yönüyle şehitler özgürlük talep eden halkların yolunu aydınlatırken, teslimiyeti tercih eden saltanat sahiplerinin ve devam ettirdikleri düzenin karanlığını arttırmaktadır. Şehitlik ürettiği bu sonuçlarla imani rütbeye ermenin yanında sürekliliği olan siyasi bir roldür.

Aksa tufanı sonrası tüm İslam coğrafyasında İsrail ve ABD'ye karşı oluşan öfkeyi bölge devletleri politikalarına yansıtmadılar. Hatta tam tersi bu süreçte ABD ile yapılan anlaşmalara, İsrail'e yapılan tedariklere ve normalleşme adımlarına devam ederek bölge halklarını büyük hayal kırıklıklarıyla baş başa bıraktılar. Müslüman halklar için temsiliyet krizine neden olan bu süreçte Hamaney anti-siyonist, anti-emperyalist mücadelenin yüklerini omzunda taşıyarak kriz ortamında müslümanlara bir umut ve ferahlama sağladı. Şimdi bu umuda sahip çıkma, şehitlerin mesajını sırtlanma zamanı...

12 günlük savaşta Trump'ın İran'a yapılan bombalama sonrası "İsrail artık daha güvenli" söylemi, 6 Şubat 2026'da Beyaz Saray resmi sitesinde yayınlanan bilgi notunda İran'ın ABD nin bölgedeki çıkarlarına yönelik tehdit olduğu açıklaması tüm müdahalelerin arka planını fazlasıyla görünür kıldı. Hamaney'in bu süreçte vermiş olduğu mesajlar tarihsel bir sürekliliği ortaya koyarken aynı zamanda küreselleşen dünyada farklı bir siyasallığın mümkün olduğunu yeniden hatırlatmış oldu. Güç orantısızlığına rağmen zalimlerin düzenine çomak sokulabilir! Canla ödenecek bedeller olsa da teslimiyet tercih edilmeyebilir! 21. yüzyılda Hz. Hüseyin gibi "Zulüm ve fesat hükümetine boyun eğmeyeceğim" denilebilir? Acımasız ve ilkesiz modern çıkar tanımları reddedilebilir!

Ulusallastırılmış dini anlatıların halkları uyuttuğu, ihanetleri görünmez kıldığı bu dönemde Hamaney, İslam dünyasına modern çıkar tanımlarını aşan bir mesaj bıraktı. Hayatında ortaya koyduğu rehberliği, şehitliğiyle pekiştirmiş oldu. Uzun soluklu bir mücadele için uzun soluklu bir makamdaki rehberliğe geçti. Bu bir elveda değildi. Özgürlük talebini yükselten tüm halklar için yeni bir tanışıklık yeni bir merhabaydı: Merhaba Şehit Hamaney!

M. K. - merhaba ya şahit


© İslami Analiz