menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Medeniyet ve Karanlık

3 0
01.07.2026

Nasreddin Hoca gece yarısı sokak lambasının altında hararetle bir şeyler aramaktadır. Yoldan geçen biri durur ve sorar:

— Hayırdır Hoca, gece vakti ne arıyorsun?

— Evimin anahtarını düşürdüm, onu arıyorum.

Adam da yardım etmek için yere çömelir ve birlikte aramaya başlarlar. Bir süre aradıktan sonra hiçbir şey bulamazlar ve adamcağız sorar:

— Emin misin anahtarı buraya düşürdüğüne Hoca? Kaç vakittir arıyoruz, hiçbir iz yok.

— Hayır, buraya düşürmedim. Anahtarı karanlık sokağın ortasında düşürdüm.

Adam şaşkınlıkla sorar:

— İyi de o zaman neden burada, sokak lambasının altında arıyoruz?

Hoca rahat bir tavırla cevap verir:

— Yahu arkadaş, orası çok karanlık. Hiçbir şey görünmüyor. Anahtarı nasıl bulayım? Burası aydınlık, rahatça arayabiliyorum.

Bu Nasreddin Hoca fıkrası, literatürde "Sokak Lambası Etkisi" (Streetlight Effect) olarak anılan felsefî bir metafor olarak kullanılır. Problemleri gerçek kaynağında değil de sadece "çözmenin kolay göründüğü" yerlerde arama eğilimimizi mizahî bir dille eleştirir.

İnsanlar, hatta toplumlar genellikle karşılaştıkları zorluklarda veya çözmek istedikleri problemlerde, gerçeği aramak için en uygun yere değil, kendilerine en kolay, en tanıdık veya en güvenli gelen yere yönelirler. Çözümü zor olan yerlerdeki gerçekleri bulmak yerine, ellerindeki mevcut yöntemleri kullanarak çözülebilecek işlerle yetinmeyi tercih ederler. Yalnız çözebilecekleri meselelerle meşgul olup kendilerine küçük bir hayat alanı oluştururlar ve bu alanda yeni yöntemler bularak çözülebilecek sorunlardan kaçınırlar. Bildikleri yöntemleri uygulayarak çözemeyecekleri sorunları görmezden gelirler. Çok basit bir mantıkla, sorun olarak tanımlamayınca çözmek mecburiyeti de olmaz.

Tabi gerçekten sorunu doğru tahlil edemeyip ya da anlayamayıp çözememek ihtimali de az değildir. Zira sorunların temeline inerek sebepleri........

© Internethaber