menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Lübnan’da Fransız Askerine Pusu: Sahte Bayrak Operasyonu Mu?

5 0
sunday

Emmanuel Macron, 18 Nisan Cumartesi günü yaptığı açıklamada, güney Lübnan'da bir Fransız askerinin öldürüldüğünü duyurdu.

BFMTV’nin verdiği bilgelere göre pusuya düşen Başçavuş Florian Montorio saldırıda ölürken, ikisi ağır, üç asker yaralandı.

Yaralıların tahliye edildiği öğrenildi.

Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü çerçevesinde görev yapan Fransız askerler son zamanlarda İsrail ordusun çok sayıda tacizlerine mahzur kalmışlardı.

İlginçtir bu üzücü haber tazeliğini korurken Emmanuel Macron başta olmak üzere Fransız yetkilileri ve basını olayın faili olarak hemen Hizbullah’ı gösterdiler.

Zamanlama dikkate alınırsa bu hadisenin Hizbullah açısından rasyonel bir tarafı yok.

Hatta polisiye mantık ile düşünüp “olaydan en çok kim kârlı çıkmıştır” sorusuna cevap arar isek oklar bize İsrail’i gösterir.

Böyle düşünmemiz için birden fazla sebep gösterebiliriz:

1/ Fransa ile İsrail arasındaki ikili ilişkilerde krizin tavan yaptığı zamana denk gelmiştir bu saldırı.

_Hafta içerisinde İsrail’in Vaşington Büyükelçisi ile Fransız Dışişleri Bakanı arasında diplomatik nezaketten hayli uzak bir söz düellosuna şahit olmuştuk.

_Bunun üzerine Fransız Ulusal Meclisinde oylanması beklenen İsrail’in menfaatleri gözeten Yadan Yasa teklifi, hükümete yakın parti tarafından, gündeme alınmadan geri çekilmişti.

Fransa’dan bir karşı hamle olarak değerlendirilen bu gelişme İsrail yanlılarını çok üzmüştü.

Aradan 48 saat geçmeden Lübnan’dan bu acı haber geliyor.

2/ Yine bu pusu haberinden 24 saat önce ABD Başkan’ı Trump’tan Netanyahu’ya tokat gibi bir talimat gelmişti:

_”İsrail’in Lübnan’ı bombalamasını YASAKLADIM. Artık yeter” emrini vermişti.

Suriye özel temsilcisi Tom Barack’ın YPG’ye “ebediyen size dadılık yapacak değiliz” çıkışını hatırlatan bu çıkış Netanyahu cephesinde şok etkisi yapmıştır şüphesiz.

3/ İsrail’in her zamanki mağdur rolü

_Bilindiği gibi Yahudi Devletin bütün suçlarını meşrulaştırmak adına öne sürdüğü bahane hiç değişmez:

“Biz onlara saldırmazsak onlar bize saldırır zaten amaçları İsrail’i yok etmek.”

Bu “ebedi kurban” propagandasını o denli ileri götürdüler ki kendi savaşları ile Avrupa’daki terör eylemleri arasında bağ kurarak işi şu noktaya taşımaktan çekinmemişlerdir:

_ “Bu savaşları sizin güvenliğiniz için veriyoruz, sizin yapmak istemediğiniz pis işleri biz yapıyoruz”

-Yeri gelmiş iken şu tespiti yapalım.

“Medeniyetler Arası Çatışma” teorisinin bugünler için yani Yahudi -Hrıstiyan işbirliğine zemin hazırlamak için ortaya atıldığı artık net şekilde anlaşılmaktadır.-

Kısaca bu kanlı olay, İsrail’in uluslararası ilişkiler noktasında hiç olmadığı kadar yalnız kaldığı sırada, Hizbullah’ı saldırgan siyonist rejimi mazlum koltuğuna yerleştirmiş.

Bir taraftan Fransız ve ABD kamuoyunu kendi lehine etkilemek diğer taraftan Macron hükümetine haddini bildirmek niyetiyle yapılmış sanki bu eylem.

Kaldı ki İsrailin sahte bayrak operasyonlarına sıklıkla başvurduğunu sağır sultan bile duymuştur.


© Internethaber