FETÖ ile Mücadele: Tehdit Bitmedi, Mevzi Değişti
Kaşif Kozinoğlu’nun gizemli ölümü etrafındaki tartışmalar yeniden alevlenirken, 2011 yılında kapatılan soruşturmanın 2026 yılında yeniden açılması, yakın tarihimizle ilgili bazı karanlık noktaların hala çözülmediğini gösterdi.
Kozinoğlu dosyasıyla birlikte yine ve yeniden karşımıza çıkan FETÖ meselesidir.Bu konuyu Türk tarihinin dürülmüş bir kara sayfası gibi görmek yanlış olacaktır.
Cemaat görüntüsü altında faaliyet gösteren istihbarat şebekesi ve terör örgütünün yurt içindeki yapılanmasına ağır bir darbe vurulduğu inkar edilemez bir gerçektir.
Ancak bu başarıyı mutlak bir zafer olarak kabul edip gardımızı indirirsek, yeni tehlikeler bizi bekliyor demektir.
Çünkü FETÖ’nün yurt dışına çıkan eski kadroları, özellikle de medya ayağı, faaliyetlerini büyük bir hırsla sürdürmektedir.
Bir dönem Türkiye’de yayın yapan Zaman ve Taraf gibi gazeteler ile Samanyolu ve Kanaltürk gibi televizyon kanalları artık yok.
Ancak bu kuruluşlarda görev yapan birçok isim, bugün yayınlarını YouTube, X ve diğer sosyal medya platformları üzerinden sürdürüyor.
Örneğin Cevheri Güven’in YouTube kanalının abone sayısı 850 bine yaklaşıyor. Videolarının toplam görüntülenme sayısı ise 376 milyonu aşmış durumda.
Tarık Toros’un kanalı da yaklaşık 165 bin aboneye ve 120 milyon görüntülenmeye ulaşmış.
Said Sefa, Faruk Mercan, Emre Uslu ve Adem Yavuz Arslan gibi başka eski medya mensupları da Türkiye karşıtı yayınlarını dijital platformlarda sürdürüyor.
Türkiye’de bu içeriklere erişimin kısıtlı olması, onların dünyanın başka yerlerinde izlenmesine mani olmuyor.
Başka bir ifadeyle, bizim görmememiz onların var olmadığı anlamına gelmiyor.
Hamdullah Öztürk ve “Üç Büyük İnsan, Tek Düşman”
Bu manipülasyon çarkının nasıl işlediğini görmek açısından Hamdullah Öztürk’ün “Üç Büyük İnsan, Tek Düşman” başlıklı videosu tipik bir örnektir.
Videonun kurgusu özetle şudur:
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dine ve dindarlara karşı olduğu, bu nedenle “üç büyük insan” olarak sunulan dini şahsiyetlere ve onların bıraktığı mirasa, yani cemaatlere karşı mücadele ettiği ileri sürülmektedir.
Erdoğan, samimi dindar insanlara ve onlara din hizmeti vermeye çalışan cemaatlere karşı savaş açmış bir figür olarak sunulmaktadır.
Tekrar vurgulamak gerekir ki Hamdullah Öztürk onlarca örneklerden biridir.
Farklı isimler, farklı platformlarda benzer siyasi anlatıları sürekli olarak üretmektedir.
Bazıları, Türkiye’deki kendi sempatizanlarının yaşadıklarını (KHK ve onların yakınlarını kast ederek) Gazze halkının yaşadıklarına benzeterek, siyasi amaçları uğruna çok çirkin ve tartışmalı karşılaştırmalara başvurmuştur.
Bu yaklaşımın bir başka örneği de Enes Kanter üzerinden görülmektedir. Türk ve Islam kültürüyle asla bağdaşmadığını düşündüğümüz LGBT gösterileriyle öne çıkan bir figürün, siyasi hesaplar ve çıkarlar........
