Asma Bıyığı
Toprağı yarıp filizlenen asma, yanı başındaki dala ya da çubuğa sülükleriyle sarılır. Asma, gövdesi dik duramadığı için yüksekteki ışığa ulaşmak adına bir desteğe ihtiyaç duyar. Yaprak boğumlarında beliren ince sarmallar; asma bağlarının yukarı doğru tırmanmasını ve tutunmasını sağlayan dokularıdır. Sülükler sayesinde çubuklara, tellere, ağaçlara veya çardaklara sarılarak güvenle yükselir.
Çiçek açamayan tomurcuğun sülüğe, diğer adıyla bıyığa dönüşmesi, bitkinin kurumadan boy vermesini sağlar. Asma dallarıyla büyür, serpilir; sertleşip odunsu bir hâl alan sürgünler ise yelde, meyve yükü altında kırılmadan kalır. Tıpkı yaşanan acılara, kırgınlıklara ve yorgunluklara rağmen katılaşmadan sevmeyi ve bağışlamayı bilenler gibi…
İnsan; erken çocukluk döneminde ebeveynlerinin koruyucu gölgesinde, onların sunduğu güvenli destekle serpilir ve olgunlaşır. Ancak ergenlik çağına geldiğinde akran ve sosyal çevre ilişkileri artar, belirli bir olgunluk düzeyine eriştiğinde ise, olumlu ve olumsuz tecrübeler (sevinçler, kırılmalar, hayal kırıklıkları) birer ders niteliği kazanır. Zihinsel adaptasyon kapasitesi artar; birey, karşılaştığı engelleri asmanın sülükleri gibi kendi tecrübe birikimine dönüştürmeyi öğrenir. Bizi yetişkinlikte güçlü kılan şey ailemizden aldığımız öğretiler ve de zamanla edindiğimiz tecrübelerin bakiyesidir; bu durum imkân ile imkânsızlığın bünyemizde bıraktığı öğretici birikimidir. Ferasetle, olumlu bir bakış........
