Deryada Damla, Yolda Yolcu

​”Ben bu yolu bilmez idim, aşk gönlüme düştü gider,

Aşk elinden dertli yürek kaynayarak taştı gider.”

Yunus Emre

​İnsan, hikâyesine Bezm-i Elest’te verdiği o büyük sözle başladı. O söz ki, bizi henüz biz bile değilken yola çağırdı. Aslında biz yolu aramadık, yol bizi buldu. Zamanla yol olduk, yolculuk olduk, yürüyüşün bizzat kendisi olduk.

​Çünkü yola çıkmak, artık eskisi gibi olmamak demekti; Celâl’i de Cemâl’i de aynı heybede taşımak, nur kadar karanlığı da yoldaş bilmekti.

​Gavsul Azam Abdülkadir Geylani Hazretleri bu güzergâhı ne güzel özetler: “Yolun başı terbiyedir, ortası tefekkürdür, sonu marifettir.”

İlk Durak ve Dünya Kapısı

​İlk durağımız anne rahmiydi; hükmün işitilmediği ama rızkın kendiliğinden aktığı o sessiz, korunaklı âlem… Ardından dünya kapısı açıldı. Verdiğimiz sözün yankısı ruhumuza yük, gönlümüze ise daimi bir hatırlayış oldu. Kuşeyri’nin dediği gibi; “Allah’a verilen söz, kulun gönlünde bir sırdır; o sırrı uyandıran ise Hakk’ın........

© İnsaniyet